İçeriğe geç

Asırlardan beri sağa sola çekilerek aldatılmak istenilen milletler, artık yabancı her düşünceye karşı fermuarını kapatarak, özünü koruma ve kendi benliğiyle kalma yolunda ciddî gerilim içindedir. Eşyânın tabiatına, ruh ve iradenin kaidelerine dayanan ve ilhamını da gönülde mihraklaşan ötelere ait ışığın altında insan vicdanından alan, böyle bir gerilimi engellemeye kimsenin gücü yetmeyecektir.. hele süper güçlerin birbirlerini gammazlayıp karşılıklı birbirinin sırrını fâş ettikten ve yıllar yılı hep üzerine çullanıp durdukları “orta kuşak” ülkelerinin ve bilhassa bu kuşağın pırlantası sayılan Türkiye’nin gözü açıldıktan sonra asla!..

Senelerden beri, düşüncede, tasavvurda, ahlâkta çeşit çeşit içtimaî erozyonlara maruz bırakılmış bu ülke, diğer memleketlere nispetle daha çok gadre uğramış olması, mazisi ve millî harsıyla, daha çok örselenmiş bulunması itibarıyla, “metafizik” gerilimin merkez üssü gibidir. Daha sonra, Türkistan, Özbekistan ve yakın kuşak ülkelerinden Mısır gelir. Bir asrı aşkın bir zamandan beri çeşitli zulüm, mağduriyet ve haksızlıklar altında sürekli inleyen bu kuşak, öylesine bilenmiştir ki; çok yakın bir gelecekte o, polatlaşan ruhuyla, kendine bu mezelletleri reva görenlerin karşılarına dikilecek ve onlara gerçek insan olmanın âdâbını öğretecektir. Elverir ki bu kuşağı elinde tutan milletler, hususiyle onların tali’li idarecileri iyi bir durum değerlendirmesi yaparak, vukuu muhakkak bir infilak ve indifanın enkaz ve külleri altında kalmasınlar…

Meydana gelmesi kat’î görünen böyle bir indifaın, geçen asrın getirdiği bütün bunalımların rağmına, iyi şeylerle neticeleneceği kanaatindeyiz. Denebilir ki beşer, yirminci asra, mide ve bağırsaklarının zebunu olarak girmesine karşılık, önümüzdeki asra, kalbiyle, ruhuyla ve insanlığıyla girebilme hazırlığı içindedir.

12