Evet, dün mânâ ve ruhu “metafizik” diyerek, sarıp sarmalayıp bir kenara iten bu banal görüşlü materyalistler, bugün de aynı bön tavır ve davranışlarıyla, birbirinin yılanı hâline getirdikleri milletlerin boğuşmaları karşısında, mukavemetsiz, panik içinde ve bitkindirler. Ne güvenip bel bağladıkları tâğutları, ne de huzur ve saadetin tek vesilesi saydıkları madde, onlara aradıklarını verememekte ve gönüllerini doyuramamaktadır. Bütün bunlardan sonra, inadına yine de “madde”ye yahşi çekilecekse, gayri onların hesabına bize:
deyip beklemek gerekecektir. Ama, acaba milletlerin, ortada kol gezen bu kadar vebâ, bu kadar tâun karşısında dayanma ve direnme gücünü kaybetmeden, varlıklarını sürdürebilmeleri mümkün olacak mıdır? Buna “evet” demek oldukça zordur. Toplum, her gün bin başlı bir devle boğuşacak, her gün bin zararlı onun kaidelerini kemirip duracak; sokaklar haramiler tarafından tutulacak, yuva lâ-ahlâkîlikle3 delik deşik edilecek, sonra da bu hâle getirilmiş bir yığından mukavemet beklenecek; olacak şey değildir bu!..
Ne var ki, yıllar yılı gururu kırılan, ırzı çiğnenen mağdur milletlerin, silkinip kendilerine gelmeleri, dirilip tarihî yerlerini almaları ve ruhlarındaki indifalarla gürleyip milletimize düşman bütün iblis ocaklarını söndürmeleri de ihtimal dâhilindedir. Ve bize göre, mağdur milletlerin ve toplumların er geç yapacağı da budur. “Zira beşer, esir olmak istemediği gibi ecir4 olmak da istememektedir.” Hele istismar edilmeyi, asla!.. Evet, bugün “Devletler ve milletler muharebesi, tabakât-ı beşer5 muharebesine terk-i mevki ediyor”sa, bunun altında sadece ve sadece, yüce varlık olan insanoğlunun, istismara karşı gerilimi vardır.
Dipnotlar
- 3 Lâahlâkîlik: Ahlâk kabul etmeyen anlayış.
- 4 Ecîr: Ücretli, işçi.
- 5 Tabakât-ı beşer: İnsan tabakaları, sınıflar, gruplar.