İçeriğe geç

Bu sızlanışlar, yüz yerde bu iç döküşler, bu iniltiler ve kendiyle yüzleşmeler, topyekün geniş bir coğrafyada gönüllere Allah sevgisini, Peygamber muhabbetini işleyen ve aşılayan o şems-i nur-i hidayete ait. –Sunumdaki kusur Kıtmîr’in– Mezâyâ adına edip eylediklerini nisyana gömerek, sıradan bir insan edasıyla yüzü hep yerde, meleklere parmak ısırtacak bu içten sızlanışlar, âbide-i adaletin arkadakilere diriliş vaat eden “akrabü’l-mukarrabîn” soluklarıydı.

O temiz simada bunları görünce bir imrenme geliyor hüşyâr vicdanlara ve dudaklardan, “Keşke bu incelik ve derinliğin yüzde biri olsun günümüzün nefisperest, para-pul bendeleri sergerdanlarında bulunabilseydi!” dökülüyor…

Bu hususa da bir noktalı virgül koyarken içimden sana şöyle seslenmek geliyor:

Sen selefin ve o Mutlak Rehber’in gibi, her zaman iç derinliğiyle melekleri imrendirecek bir hayat yaşadın ve bizler gibi düşe-kalka yürüyen yol yorgunlarına nur-efşân ve yanıltmayan örnek bir pusula oldun. Anlamadı çoklarımız sencileyin hayatın gerçek renk ve desenini!.. Anlayabilseydik ve anlayabilseydi dünya muhabbetiyle başı dönmüş, bakışı bulanmış kem sergerdanlar, dünyamız imrendiren ütopik bir hâl alacaktı. Heyhat, onlar bilerek dünya hayatını ötelere ve ötelerin de ötesine tercih ederek iç içe haybetler yaşadı ve yaşattılar; bütün dünya onların yüzünden İslâm’ı bir terör topluluğu olarak değerlendirdi.. ve olan da bütün Müslümanlara ve bize oldu…

Ey boyuna erişilmez yüksek kâmet!.. Kırık-dökük ifadelerimle seni şayet engin ufkunun dûnuna çektimse, densizliğime ver ve bu kapı kulunu bağışla!.. Sizi hep andım, anmaya devam edeceğim; etmemem de mümkün değil, zira beyanı sözlerin sultanı Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın عَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ67 irşadıyla, sizler hayat-ı seniyelerinizle gönüllerimize emanet birer feyiz kaynağı oldunuz.

Hazreti Osman (radıyallâhu anh)

87