İçeriğe geç
23. Bölüm

Efendimiz’in Kuşatıcı Bir Duası

Soru: Mü’minûn Sûresi’nin ilk âyetleri nâzil olduktan sonra Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) اَللّٰهُمَّ زِدْنَا وَلَا تَنْقُصْنَا وَأَكْرِمْنَا وَلَا تُهِنَّا وَأَعْطِنَا وَلَا تَحْرِمْنَا وَاٰثِرْنَا وَلَا تُؤْثِرْ عَلَيْنَا وَارْضَ عَنَّا وَأَرْضِنَا “Allah’ım! Bizi arttır, noksanlığa maruz bırakma; ikramlarınla değerimizi yükselt, bizi zillete düşürme; bol bol vererek bize ihsanda bulun, mahrumiyet yüzü gösterme; bizi tercih et, başkalarını üzerimize tercih eyleme; bizden razı ol ve bizi icraat-ı sübhaniyeden razı olan kullarından eyle!”110 şeklinde dua yapıyor. Bu dua, bilhassa günümüzdeki inanan gönüllere ne gibi mesajlar vermektedir?

Cevap: Öncelikle şunu ifade edelim ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahye bizzat muhatap olduğundan, bir başkasının bu yüce hakikatleri O’nun ufku seviyesinde duyup anlayabilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, söz konusu duanın mânâ ve muhtevasına dair burada ifade edilenlerin, onun gerçek derinlik ve enginliğini yansıtmaktan âciz kalacağının daha baştan bilinmesi gerekir.

Soruda da ifade edildiği üzere, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu mübarek duayı, Mü’minûn Sûresi’nin ilk âyet­le­rinin nâzil olmasından sonra yapmıştır. Söz konusu âyet­lerin meâl-i münifi şu şekildedir: “Muhakkak ki mü’minler felâha erdiler. Onlar namazlarında tam bir huşû, saygı ve tevazu içindedirler. Onlar boş şeylerden uzak dururlar. Onlar zekâtı ifa ederler (hatta zekât vermek için çalışırlar.) Onlar ırzlarını, mahrem yerlerini muhafaza ederler. Yalnız eşleri ve sahip oldukları (cariyeleri) müstesna; çünkü bunu yapanlar ayıplanamazlar. Ama bu sınırın ötesine geçmek peşinde olanlar, işte onlardır haddi aşanlar! O mü’minler üzerlerindeki emanetleri gözetirler, verdikleri sözleri tam tamına tutarlar. Onlar namazlarını vaktinde eda edip zayi etmekten korurlar. İşte vâris olanlar, ebedî kalacakları Firdevs cennetine vâris olanlar onlardır onlar!”111

168