Mükemmel Dinin Mensupları Mükemmelliğe Talip Olmalı
Soru: Cenab-ı Hak, اَلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا “İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin hakkınızda hoşnutluğumu din olarak İslâm’a bağladım.”84 buyurmak suretiyle, rızasını ekmeliyet ve etemmiyete bağladığını ifade buyuruyor. Bizim için bir hedef olan ekmeliyet ve etemmiyetin gerçekleştirilmesi hangi hususlara vâbestedir?
Cevap: İslâm, kıyamete kadar gelecek bütün toplumların her türlü ihtiyacına cevap verecek şekilde eksiksiz, kusursuz, mükemmel ve tastamam bir değerler mecmuasının ad ve unvanıdır. Dolayısıyla bu dinin müntesipleri ekmeliyet ve etemmiyete yani en mükemmel ve tastamam olana talip olmalıdır. Daha basit bir ifadeyle söyleyecek olursak, kemale ve tamama erdirilmiş son dinin müntesipleri, onun vaat ettiği güzellik ve hayırlı neticeleri kâmil mânâda elde edebilmek için vazife ve sorumluluklarını en mükemmel ve tastamam bir şekilde eda etme peşinde koşmalıdır. Âyetin sarih mânâsından anlaşıldığına göre, rıza ufkuna yürüyebilmenin yolu da işte budur.
“Yaşanan Falso ve Fiyaskolar Benim Yüzümden”
Bu ufka ulaşabilmenin şartlarına gelince; âyet-i kerimenin gösterdiği hedefi realize edebilmenin ilk şartı, insanın, Cenab-ı Hakk’ın kendisine ihsan ettiği bütün imkân ve kabiliyetleri rantabl şekilde kullanma niyet ve azmi içinde olmasıdır. Mesela kiminin sesi güzeldir; kiminin iş becerisi, insanları sevk ve idare etme yeteneği vardır; kiminin kalemi iyidir; kiminin de güzel konuşma kabiliyeti vardır. Herkes neye sahipse, sahip olduğu imkânları hak ve hakikati ifade etme adına son damlasına kadar en verimli şekilde kullanmaya çalışmalı; bu arada bazı hata ve kusurlar ortaya çıktığında da dışarıda suçlu aramak yerine bu hata ve yanlışlıkları kendinden bilerek telafi yollarını araştırmalıdır.