İçeriğe geç
19. Bölüm

Bizim Dünyamıza Has Altın Sesler Ve Sözler

Bizim dünyamıza has bir kısım büyülü ses ve soluklar vardır ki, onlara başka coğrafyalarda rastlamak mümkün değildir. İnançlarımızın, düşüncelerimizin ve Hak karşısındaki konumumuzun dillendirilmesi de diyebileceğimiz bu sesler ve sözler ferdî, ailevî, içtimaî hayatımızla o denli iç içedir ki, biz, mâbedden sokağa, sokaktan yatak odalarımıza kadar hemen her yerde sürekli onları mırıldanır ve onlarla nefes alır veririz. Bilhassa –nuraniyeti kendinden– bazı gün ve gecelerde çevremiz bu ses ve soluklarla öyle ledünnî bir hâl alır, her şey öyle fevkalâdeleşir ve hayat öyle füsunlu bir renge bürünür ki, gözlere her yandan değişik dalga boyunda ışıklar akmaya başlar, kulaklar bu hususî sesleri Cennet ırmaklarının çağıltıları gibi bir zevk zemzemesi içinde dinlemeye durur ve bu tılsımlı hâl, büyülü hava ruhlarımızı öylesine açar ve derinleştirir, öylesine inceltir ve uhrevîleştirir ki, geçmesini istemeyiz içinde bulunduğumuz o sihirli saat, dakika ve saniyelerin. Geçmesini istemek bir yana, çok defa temâşâsıyla kendimizden geçtiğimiz ve müşâhedesiyle büyülendiğimiz o füsunlu söz, beyan ve görüntülerle, yaşadığımız şevk ü tarâb arasında bir münasebet, tenâsüb-ü illiyet prensibine göre bir uygunluk bulunmamasına rağmen, bizi ve düşüncelerimizi aşan fâik ve gizli bir güçle, yüksek debili bir sevinç ve neş’e çağlayanı içine sürüklendiğimizi hisseder gibi olur, iç içe hayret ve hayranlıklar yaşarız.

174