İçeriğe geç

Evet, bir zamanlar biz, hayatı hep böyle duymuş, böyle yaşamış, kendimizi ötelerin renklerle tüllenen yamaçlarında tenezzühe çıkmış gibi bir şevk u tarâb içinde hissetmiş ve bu hislerle oturup kalkmıştık. Zira, haberdardık yaşadığımız hayatın başlangıcından, nihayetinden, ifade ettiği mânâ ve yarınlar adına vaad ettiklerinden. Yürüdüğümüz şehrahın gidip nereye dayandığını, evimizin yolunu bildiğimiz gibi biliyor; bazen yol telâşına ve akıbet endişesine düşsek de, her şeyi O’nun rahmetinin enginliğine bağlayarak, gözlerimiz hep ilerilerde, basiretlerimiz ufuk ötesinde, düşüncelerimiz kendi iç istikametimizde yürüyorduk hep rıza hedefine doğru… Bunun dışındaki şeylere çok fazla takılmıyorduk; hâdiselerin şöyle veya böyle cereyan etmesi bizi meşgul etmiyor, iç içe binlerce hesabın uyuşarak tam bir birliğe varması veya aksine her şeyin ters gibi görünen bir çizgide akıp gitmesi hiç mi hiç hareket ritmimize dokunmuyordu. İrademizin hakkını verdiğimiz takdirde, ilâhî inayetin tecellisiyle her problemin halledilebileceğine inanıyor ve her zaman ruhumuzda itmi’nan hâsıl edebilecek bir şeyler bularak yolumuza devam ediyorduk.

211