İçeriğe geç

itibarıyla boş ve misafirsiz olduğuna, gerçekten var olan burçların ise dünyanın senelik yörüngesinde bulunduğuna ve yerkürenin o burçlarda vazife görüp dolaştığına işaret olarak, عَلَى الثَّوْرِ وَالْحُوتِ demiştir.

وَاللّٰهُ أَعْلَمُ بِالصَّوَابِ

İslam hakkındaki bazı kitaplarda Öküz ve Balık’a dair yer alan tuhaf ve akıl dışı hikâyeler ya İsrailoğulları devrinden kalmadır, ya temsildir veya bazı hadis âlimlerinin yorumlarıdır; birtakım dikkatsiz insanlar tarafından hadis sanılarak Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) atfedilmiştir.

رَبَّنَا لَا تُؤٰاخِذْنآ إِنْ نَسِينآ أَوْ أَخْطَأْنَا

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

İkinci Soru: Âl-i Abâ Hakkındadır

Kardeşim, Âl-i Abâ hakkındaki cevapsız kalan sorunuzun birçok hikmetinden yalnız birini söyleyeceğiz. Şöyle ki:

Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam), giydiği mübarek hırkasını Hazreti Ali (radiyallâhu anh), Hazreti Fâtıma (radiyallâhu anhâ), Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’in (radiyallâhu anhumâ) üstlerine örtmesinin ve onlara لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا ayetiyle dua etmesinin sırları ve hikmetleri var. Sırlarından bahsetmeyeceğiz. Yalnız peygamberlik vazifesiyle alâkalı bir hikmetini bildireceğiz:

144