İçeriğe geç

meşgul olacak şekilde yaratılmıştır. Hiçbir şekilde mümkün müdür ve hiç akıl kabul eder mi ki, onu böyle yaratan Allah, Mâbûd-u bilhak; o büyük kitabın mânâlarını ders verecek üstadları ve Samed Zât’ın o Kur’an’ının ayetlerini tefsir edecek tefsircileri elçi olarak göndermesin, o büyük mescidde sayısız tarzda ibadet edenlere imam tayin etmesin.. ve o üstadlara, tefsircilere, imamlara ferman vermesin! Hâşâ, yüz bin hâşâ!

Hem o Zât rahmetinin cemâlini, şefkatinin güzelliğini ve rubûbiyetinin kemâlini şuur sahiplerine göstermek, onları şükre ve hamde sevk etmek için bu kâinatı bir ziyafet sofrası, bir sergi ve bir seyir yeri suretinde yaratmıştır. Onu içinde öyle hadsiz, çeşit çeşit, leziz nimetler ve gayet antika, sonsuz, harika sanatlar dizilmiş bir tarzda yaratan bir Sâni-i Rahîm ve Kerîm, hiç mümkün müdür ve hiç akıl kabul eder mi ki, o ziyafet sofrasındaki şuur sahibi varlıklarla konuşmasın ve onlara bu nimetlere karşılık elçileri vasıtasıyla teşekkür vazifesini bildirmesin, rahmetini göstermesine ve sevdirmesine karşılık kulluk vazifesini haber vermesin!.. Hâşâ, binlerce hâşâ!

Hem bir sanatkâr sanatını sever, beğendirmek ister; hatta ağızların bin çeşit lezzetini nazara almasının gösterdiği üzere, takdir ve beğeniyle karşılanmayı arzu eder. Her bir sanatıyla kendini hem tanıtmak, hem sevdirmek, hem bir çeşit manevî güzelliğini göstermek ister. Hiç mümkün müdür ki, o Zât bu kâinatı böyle bir tarzda antika sanatlarla süslediği halde, kâinattaki canlıların kumandanı olan insanların büyüklerinden bir kısmıyla konuşup onları elçi olarak göndermesin; güzel sanatları ve fevkalâde güzel isimleri takdirsiz.. kendini tanıtması ve sevdirmesi karşılıksız kalsın!.. Hâşâ, yüz bin hâşâ!

Hem bütün canlıların yaradılıştan gelen ihtiyaçları için dualarına, hal diliyle bütün iltica ve arzulara vakti vaktine; kast, ihtiyar ve iradeyi gösterir bir tarzda, sonsuz nimetleri ve ihsanlarıyla fiilen ve hal diliyle açık bir şekilde cevap veren bir Mütekellim-i Alîm hiç mümkün müdür, hiç akıl kabul eder mi ki, en küçük bir canlı ile fiilen ve hal diliyle konuşsun, onun derdine tam derman yetiştiren ihsanıyla derdini dinlesin, ihtiyacını görsün ve bilsin de bütün kâinatın en seçkin neticesi, yeryüzünün halifesive yeryüzündeki çoğu mahlûkun

70