إِذَا السَّمٓاءُ انْفَطَرَتْإِذَا السَّمٓاءُ انْشَقَّتْ
عَمَّ يَتَسٓاءَلُونَهَلْ أَتٰيكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ
gibi ayetler, otuz-kırk sûrenin başında, haşrin kâinatın en mühim ve zaruri hakikati olduğunu bütün kesinliğiyle gösterir. Başka ayetler de çeşit çeşit delillerle insanı o hakikatin varlığına ikna eder.
Acaba gözümüzün önünde, İslamî ilimlerdeki çeşitli kaidelerle ve yaratılış kanunlarıyla ilgili hakikatleri bir tek ayetinin tek işaretiyle ders veren bir kitabın, böyle binlerce delille güneş gibi ortaya koyduğu haşir inancının hakikat olmamasına ihtimal var mı? Onun inkârı, güneşin yokluğunu, hatta kâinatın var olmadığını kabul etmek gibidir. Bu ise son derece akıl dışı ve saçma olmaz mı?
Acaba bir sultanın bir tek işaretini yalan çıkarmamak için bazen bir ordu harekete geçip çarpıştığı halde, âlemin o pek ciddi ve izzetli Sultan’ının binlerce sözünün, vaadinin ve tehdidinin boş olması hiçbir şekilde mümkün müdür? Bunların hakikat olmaması akla sığar mı?
Acaba on üç asırdır aralıksız olarak sayısız ruha, akla, kalbe, nefse hak ve hakikat dairesinde hükmeden, onları terbiye ve idare eden manevî Sultan-ı Zîşan’ın bir tek işareti böyle bir hakikati ispatlamaya yeterken, binlerce açık delille haşrin ispatından sonra o hakikati hâlâ tanımayan katmerli cahil bir ahmak için cehennem azabı gerekmez mi ve bu, adaletin ta kendisi olmaz mı?
Her biri birer devre hükmeden bütün semavî suhuf ve mukaddes kitaplar da kendi asırlarına ve devirlerine göre, bütün zamanlara hükmeden Kur’an’ın etraflıca, izahlı tekrarlarla beyan ve ispat ettiği haşir hakikatini kesin bir surette kabul etmiş; özetle, perdeli ve kısa bir şekilde, fakat kuvvetli iddia ve delilleriyle ortaya koymuştur. Onlar da Kur’an’ın davasını binlerce imza ile tasdik eder.
Bu bahis münasebetiyle Münacât risalesinin sonundaki, “ahiret gününe iman” esasına, öteki iman esaslarının, özellikle “peygamberlerin”
Dipnotlar
- “Gök yarıldığı zaman...” (İnfitâr sûresi, 82/1)
- “Gök yarıldığı zaman...” (İnşikak sûresi, 84/1)
- “Onlar birbirine neyi sorup duruyorlar?” (Nebe sûresi, 78/1)
- “Ğâşiyenin, dehşeti her tarafı saracak olan o felâketin mahiyeti hakkında elbet sen de bilgi sahibi oldun.” (Ğâşiye sûresi, 88/1)