yeri istilâ etmek isteyen sebepler başıboş kalsalardı veyahut maksatsız, serseri tesadüfe, ölçüsüz, kör kuvvete ve şuursuz, karanlık tabiata havale edilselerdi, eşyadaki ve kâinattaki o denge öyle bir bozulurdu ki, bir senede, belki bir günde altüst olurdu. Yani, deniz karmakarışık şeylerle dolar, çürüyüp kokuşurdu, hava zararlı gazlarla zehirlenirdi, yeryüzü ise bir çöplüğe, bir mezbahaya ve bataklığa dönerdi, dünya boğulurdu.
İşte hayvanların vücutlarındaki hücrelerden, kandaki alyuvar ve akyuvarlardan, zerrelerin yenilenmesinden ve bedendeki uzuvların uyumundan tut, denizlerdeki hayat-ölüm ve rızık-ihtiyaç dengesine, yeraltındaki su kaynaklarının ihtiyaca göre doldurulmasına, hayvan ve bitkilerin dünyaya gönderilmesine ve ölümlerine, güz ve baharın her yıl yeniden yaratılmasına, kâinatı meydana getiren unsurların ve yıldızların hizmetlerine, hareketlerine, ölüm ve hayatın, ışık ve karanlığın, sıcak ve soğuğun döngüsüne, mücadelelerine ve çarpışmalarına kadar her şey o derece hassas ve ince bir ölçüyle ayarlanır ve tartılır ki; insan aklı hiçbir yerde gerçek bir israf, abes bir iş görmediği gibi, aklın eseri olan felsefe ve hikmet dahi her şeyde mükemmel bir intizam, çok güzel bir mizan görür ve gösterir. Belki felsefe ve hikmet, o intizamın ve ölçülü icraatın bir tezahürü ve tercümanıdır.
İşte, güneş ile on iki farklı gezegenin uyumuna ve dengelerine bak! Acaba bu denge, adalet ve kudret sahibi, haşmetli, yüce bir Zât’ı güneş gibi göstermiyor mu? Bilhassa o gezegenlerden biri olan gemimiz, yani yerküre, bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede gezer, seyahat eder. O müthiş süratine rağmen yeryüzüne dizilmiş, düzgünce yerleştirilmiş eşyayı dağıtmaz, sarsmaz, uzaya fırlatmaz. Eğer sürati biraz artsa veya azalsaydı, üzerindeki varlıkları havaya fırlatıp uzay boşluğunda dağıtırdı. Ve dengesini bir dakika, belki bir saniye bozsa dünyamız altüst olur, belki başka bir küreyle çarpışır, kıyameti koparırdı.
Bilhassa yeryüzünde, dört yüz bin bitki ve hayvan türünün doğum ve ölümleri, rızıklarının çok şefkatli, dengeli bir şekilde verilmesi ve yaşatılmaları, ışığın güneşi gösterdiği gibi, adalet ve merhamet sahibi bir Zât’ı işaret ediyor.
Hem o sayısız canlı türlerinin hadsiz fertlerinden sadece birinin bile