Târık Suresi17 Ayet

Sayfa Halinde Oku
Meal Seçiniz:

Mekke’de nâzil olmuştur. 17 ayettir. Sûrenin esas konusu, ölümden sonraki diriliştir. Sûre, adını ilk ayette geçen “Târık” kelimesinden almıştır.

Rahmân ve Rahîm olan Allah adına.

وَالسَّمَٓاءِ وَالطَّارِقِۙ

Gök ve “Târık” hakkı için!

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الطَّارِقُۙ

Târık, bilir misin nedir?

اَلنَّجْمُ الثَّاقِبُۙ

O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.

اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ

Hiçbir kimse yoktur ki yanında muhafız bir melek bulunmasın.

فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَۜ

Öyleyse insan neden yaratıldığını bir düşünsün.

خُلِقَ مِنْ مَٓاءٍ دَافِقٍۙ

(6-7) O, bel ile göğüs nahiyesinden çıkan, atılan bir sudan yaratıldı.

Ayet metninde sulb ve teraib arasındaki nahiyeden çıkan bir sıvıdan söz edilir. Normalde sulb; belkemiği, teraib; ise kaburga nahiyesidir. Göğüs kafesi içinde akciğer, kalp, bel kemiği (omurga) yer alır. Bu kemikler vücudun sınırlarını çizdiği gibi, en hayati organları da içinde barındırmaktadır. Ayette bunlar zikr edilerek insan vücudu kast edilmiş, meni ve yumurtanın kadın ve erkek bedeninde oluştuğuna, çocuğun da bunların birleşmesi sonucunda var oluşunun ilk aşamasına girdiğine işaret edilmiştir (Diyanet, Kur’an Yolu).

يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَٓائِبِۜ

(6-7) O, bel ile göğüs nahiyesinden çıkan, atılan bir sudan yaratıldı.

اِنَّهُ عَلٰى رَجْعِه۪ لَقَادِرٌۜ

Onu ilkin yaratan Allah, elbette onu diriltmeye kadirdir.

Allah insanın yaratılışını gözle görülmesi mümkün olmayacak kadar küçük bir hücreden başlatmaktadır. Bu safhadan, ana karnında hilkati tamamlanıp dünyaya gelmesine, bebeklik, çocukluk, gençlik safhalarını tamamlayıp olgunluk safhasına varıncaya kadar, binlerce tehlikelere karşı onu koruyup kollaması, onu ölümden sonra dirilteceğinin en kuvvetli delilidir. Aksi halde, Yaratıcının varlığını inkâr etmek gerekir ki bu da imkânsızdır. İnkârcıların: “Kitaplar, yazan ve basan kimseler olmaksızın kendi kendilerine meydana gelmektedir veya dünyadaki bütün şehirler, kendi kendilerine meydana gelmişlerdir” gibi hürafeleri öne sürmeleri gerekir. Bu deliliği de kabul edecek insan kolay kolay bulunamaz.

يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ

Günü gelecek, bütün gizli haller ortaya dökülecek!

فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍۜ

O gün insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalacak.

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الرَّجْعِۙ

(11-12) Yağmur dolu gök, bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:

وَالْاَرْضِ ذَاتِ الصَّدْعِۙ

(11-12) Yağmur dolu gök, bitkilerin çıkması için yarılan yer hakkı için:

اِنَّهُ لَقَوْلٌ فَصْلٌۙ

Bu Kur’ân, kesin bir sözdür, hakla batılı ayırt eden bir sözdür!

وَمَا هُوَ بِالْهَزْلِۜ

O bir şaka değildir.

اِنَّهُمْ يَك۪يدُونَ كَيْدًاۙ

O kâfirler, vargüçleriyle hile kurarlar.

وَاَك۪يدُ كَيْدًاۚ

Ben de kurarım! (yani hilelerini boşa çıkarırım).

فَمَهِّلِ الْكَافِر۪ينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًا

Öyleyse o kâfirleri kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir.)