Bu duada “Fâtır” isminin kullanılması mânidardır. Çünkü aynı kelimenin müradifi olan: اَلْبَارِئُ – اَلْخَالِقُ – اَلْجَاعِلُ gibi kelimeler de vardır. “Fâtır” denmekle şu mânâlar kasdolunmuştur: “Gökleri ve yeri fıtrata göre yaratan, onları fıtrat kanunlarına açık hâle getiren Sensin. Bu fıtrat kanunları içinde, tıbbın, fiziğin, kimyanın, astrofiziğin, astronominin hep kendilerine göre kanunları vardır. Sanki her sabah bu kanunlar yenileniyor ve varlığa açık hâle geliyorlar. Bunlara, bu düzeni ve bu temiz çehreyi veren Sensin!”
ge. Akşam Olduğunda
Güneş doğarken, sabahın ilk vakitlerini bu ve benzeri yüzlerce dua ile süsleyen Allah Resûlü, güneş batarken ve ortalığa karanlık çökerken de şu duayı okur.. okur da, âdeta bu dualar O’nun gündüzünün, gecesinin güneşi olurdu. Efendimiz’in geceleri de, gündüzleri kadar aydındı. Dualar, O’nun gecesinin semasında âdeta nurlu kandillerdi. Ve O, bu kandilleri yakmayı hiç mi hiç ihmal etmezdi:
“Allahım, Senden başka ilâh olmadığına birliğine ve şerikin olmadığına ve Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Senin kulun ve resûlün olduğuna, Seni, Hamele-i Arşını, meleklerini ve bütün mahlukatını şahit tutarak akşamladım.”791
O’nun namazının her rüknü, Arş’a yükselen nuranî bir merdiven gibidir. Onun basamakları da duadan inşa edilmiştir.
Namaza hazırlık safhasında teşekkül eden nuranî atmosferin de, namaz içindeki nuraniyetle sıkı bir münasebeti vardır.