İçeriğe geç

Dinin ruhu, kolaylıktır. Onu ağırlaştıran, neticede kendisi mağlup olur ve dini yaşanmaz bir mükellefiyetler yığını hâline getirir. Hâlbuki, istikamet dairesinde yaşanan din, kolaylığın ta kendisidir. Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulur: إِنَّ الدِّينَ يُسْرٌ، وَلَنْ يُشَادَّ الدِّينَ أَحَدٌ إِلَّا غَلَبَهُ“Şüphesiz ki bu din kolaylıktır. Kim bu dini zorlaştırırsa din ona galip gelir.”722

Allah Resûlü, dini nasıl yaşadı ve nasıl yaşanmasını istedi ise, insanın güç yetirebileceği dinî hayat, işte odur!

وَاعْلَمُوا أَنَّهُ لَنْ يَنْجُوَ أَحَدٌ مِنْكُمْ بِعَمَلِهِ

“Bilin ki, sizden hiçbiriniz ameliyle kurtulamaz.”723

Bir insan, gece gündüz ibadet etse, Esved b. Yezid en-Nehaî, Mesruk veya Tavus gibi kullukta bulunsa, bu ameller, onun kurtuluşu için yetmeyebilir.

Sahabe, Allah Resûlü’nden, yukarıdaki hadisi duyunca, hemen akıllarına Efendimiz gelir. Çünkü onlar için, Allah Resûlü’nün durumu hem bir kıstas hem de emniyet ağırlıklıdır. Bu itibarla da, hemen O’nun akıbetini sorarlar: وَلَا أَنْتَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ “Sen de mi (amelinle kurtulamazsın) yâ Resûlallah?”

İşte mahviyet, işte Allah (celle celâluhu) karşısında kulun takınması gereken tavır ve kendi büyüklüğü ölçüsünde müthiş bir cevap: وَلَا أَنَا إِلَّا أَنْ يَتَغَمَّدَنِيَ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَفَضْلٍ“Evet, ben de. Eğer Rabbim beni katından bir rahmet ve lütufla kucaklamazsa…”724

Mahviyet, demiştik; işte O’nda mahviyet, bu kadar derin ve bu kadar köklüydü.

O’nun bir mahviyet örneği olduğunu bir kere daha hatırlatıp, ibadetteki derinliğine intikal etmek istiyorum:

O, bir hadislerinde: شَفَاعَتيِ لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي“Benim şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir.”725 buyururlar.

569