İçeriğe geç

– Bir insanın bunca zaman, insanlara yalan söylemekten kaçınıp da Allah’a karşı yalan söylemesi düşünülemez.16

Sadece mevzumuzla alâkalı yönünü aktarmak için çok kısa temas ettiğimiz bu hâdisede, Allah Resûlü’nün doğruluğuna iki delil vardır. Birincisi, Bizans İmparatoru Hirakl’dir ki, yukarıda kaydettiğimiz sözü söylemiştir. İkincisi ise, o gün için henüz İslâm’la şereflenmemiş Ebû Süfyan’ın verdiği cevaptır ki, Allah Resûlü’nün doğruluğunu kabullenip tasdik etmiştir. Ne var ki, Hirakl, makam ve mansıp sevdasını aşıp, ayağının dibine kadar gelmiş bir hakikî ve ebedî mülkü elde edememiş; Müslüman olup bahtiyarlar zümresine girememişti. Buna rağmen Allah Resûlü’nün risaletini kabul edip saygılı davranması, onun namına bir basiret jesti, bizim hesabımıza da sevindirici bir itiraf olmuştur.. Resûlullah’ın sıdk u sadakatini itiraf.

Esasen, Hirakl’in söyledikleri çok derindir. Evet, kırk yaşına kadar sıradan insanlara karşı dahi, şakacıktan olsun yalan söylemeyen bir insan, ölüm koridoruna girdiği bir devrede, hem de Allah’a karşı yalan söylemesi nasıl mümkün görülebilir ki..?

Yâsir henüz Müslüman olmamıştı. Oğlu Ammar’a nereye gittiğini sordu. Ammar: Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanına.

Bu cevap Yâsir’e yetmişti.

– O emin bir insandır. Mekkeli O’nu böyle tanır. Eğer O, peygamber olduğunu söylüyorsa doğrudur. Çünkü O’nun yalan söylediğini kimse duymamıştır…

Bu sözler, bu kabullenmeler, sadece birkaç kişiye mahsus değildi.. ışık çağı ve ona takaddüm eden yıllarda, O’nu tanıyan hemen herkes, hem de ittifakla O’nun doğruluğunu tasdik ediyordu.

c. Hep Doğruluk Tavsiye Etmişti

O hep doğru olarak yaşadığı gibi ümmetine de daima doğruluğu tavsiye etmiştir. Teberrüken bunlardan birkaçını burada zikretmek istiyorum:

95