İçeriğe geç

İhlâs, yapılan her şeyi Allah (celle celâluhu) için yapma ve yapılmayanı da yine Allah için yapmama, demektir. Peygamberler, daha işin başında işte böyle bir ihlâsa erdirilmiş şahsiyetlerdir. Gerçi çalışıp çabalama ile insan, ihlâsta bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, diğer insanların varabileceği son nokta, nebiler için sadece bir başlangıç noktasıdır. Onlar, âdeta ihlâsın özü hâline gelmiş ve muhlasînden kılınmışlardır. Kur’ân-ı Kerim onların bu hususiyetini bazı peygamberlerde müşahhaslaştırarak şu şekilde anlatır: وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسَى إِنَّه كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا“Kitab’da Musa’yı da an! Gerçekten o, ihlâsa erdirilmiş, bir resûl ve bir peygamberdi.”10

Ve Hz. Yusuf için إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ “…Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.”11

Ve Allah Resûlü’nün şahsında ümmetine şöyle sesleniyor: إِنَّا أَنْزَلْنَۤا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ“Şüphesiz ki Kitab’ı sana hak olarak indirdik, (o hâlde sen de) dini O’na has kılarak Allah’a kulluk et!”12

Yine Allah (celle celâluhu), Habibini şöyle konuşturuyor:

قُلِ اللّٰهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًا لَهُ دِينِي“De ki: Ben dinimi sadece O’na has kılarak Allah’a kulluk ederim.”13

Kulluğun sebebi, Allah’ın emridir; neticesi, Cenâb-ı Hakk’ın rızasıdır; meyve ve semeresi ise Rabb’in ahirette verecekleridir. Kulluk bütün bir hayatı içine alır ve mü’minin bütün davranışlarında bir şuur ve iz’an olarak kendisini hissettirir.

Asrımızın büyük mütefekkiri: “Allah için işleyiniz, Allah için başlayınız, Allah için çalışınız ve O’nun rızası dairesinde hareket ediniz.”14 derken ihlâsın hem tarifini yapmakta hem de ehemmiyetini dile getirmektedir.

83