“Onlar Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda veremeyecek şeylere tapıyorlar ve: ‘Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.’ diyorlar. De ki: ‘Siz Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?’ Hâşâ! O, onların ortak koştukları her şeyden uzak ve yücedir.”3
“Dikkat et, hâlis din ancak Allah’ındır. O’nu bırakıp kendilerine birtakım dostlar edinenler: ‘Onlara, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsın diye kulluk ediyoruz.’ (diyorlar). Şüphesiz ki Allah, ayrılığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.”4
Bir de bu sapık düşüncelerine mazeret arıyorlardı. En büyük mazeretleri de atalarını bu işleri böyle yapar bulmalarıydı: وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَۤا أَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَۤا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَۤاءَنَۤا أَوَلَوْ كَانَ اٰبَاؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ“Onlara (müşriklere), ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiği zaman onlar, ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.’ dediler. Atalarının akılları hiçbir şeye ermemiş ve doğruyu bulamıyor iseler de mi?..”5
2. Kız Çocuklarının Dramı
Cahiliye devrine ait bir başka kötülüğü de Kur’ân-ı Kerim şöyle anlatır: