İçeriğe geç

İkrime, Yermük Muharebesi’ne hanımı ve çocuğuyla beraber katılır. O bu muharebede yaralanır ve alıp bir çadıra getirirler. Hanımı başucunda ağlarken İkrime, “Ağlama!” der, “Ben zaferi görmedikçe ölmeyeceğim.” Bu da ona ait bir keramettir. Biraz sonra çadıra amcası Hâris b. Hişâm girer: “Müjde, der, Allah bize zafer verdi!” İşte o zaman İkrime: “Beni ayağa kaldırın. Çünkü içeriye Allah Resûlü girdi.” der ve Allah Resûlü’nün ruhaniyatına hitaben şunları söyler: “Yâ Resûlallah! Sana verdiğim sözümde durdum mu? Ahdimi yerine getirdim mi?” ve son nefesinde de: تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ âyetini203 okur ve ruhunu Allah’a teslim eder. Âyet meal olarak şöyle demektedir: “Rabbim, beni Müslüman olarak öldür ve salihlere ilhak et!”

Evet, Allah Resûlü’nde, insanların hidayete ermesi mevzuunda bir hırs vardı. O, tebliğde bir erişilmezliği temsil ediyordu. Binlerceye, yüzbinlerceye elini uzatıyor ve binlerceyi, yüzbinlerceyi aydınlık iklimine çekiyor; çekiyor ama yine de doyma bilmiyordu. Zira engin rahmetinden, herkesi istifade ettirmek istiyordu. Evet O, can düşmanı hasımlarına bile şefkat elini uzatıyor ve böylece peygamberlerdeki tebliğ sıfatının nasıl erişilmez bir ufuk olduğunu gösteriyordu.

bc. Tebliğ Sancısı Uykularını Kaçırırdı

Bütün hayatı boyunca Allah Resûlü’nün gözlerine doğru dürüst uyku girmedi. Çünkü O, bütün insanlığın derdiyle dertliydi. Evet, “Hayatında gözlerini yumup, rahat bir uyku uyumadı.” sözü ancak İki Cihan Serveri’ne isnat edilirse doğru olabilir; zira O’nun hayatı hep tebliğ içinde geçmiştir.

211