İçeriğe geç

Zulüm mevzuunda İnsanlığın İftihar Tablosu’nun beyanları da ayrı bir önem arz etmektedir; zulmün kıyamet günü üst üste karanlıklar hâlini aldığı,10 O’nun tembihlerinden; mazlumun intizarından sakınılması,11 O’nun tahzirlerinden; her sabah ve akşam “Allahım, zulmetmekten, zulme uğramaktan, birinin hukukunu çiğnemekten, biri tarafından hukukumun çiğnenmesinden Sana sığınırım.”12 sözleri, O Lâl ü Güher’in bize armağanlarından; “Allah zalime mehil üstüne mehil verir, bir kere de onu derdest etti mi, artık iflâh etmez.”13 şeklindeki terhîb edalı beyanı, canlara can O Cânân’ın ikazlarından; “Ümmetimden iki zümre şefaat yüzü görmez: Zulümle oturup kalkan zalim ve dinde aşırılıklara düşen gâlî.”14 ifadeleri, O Nurefşân Sima’nın “Makam-ı Mahmûd”a çağrı sayılan beyanlarından; “Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona haksızlık yapmaz ve onu kendi yalnızlığıyla baş başa bırakmaz.”15 irşadları, O Mürşid-i Kâmil’in özlü ifadelerindendir ve bu tür beyanların daha yüzlercesinden söz etmek de mümkündür.

Maalesef, günümüzde yukarıda kısaca temas edip geçtiğimiz zulümlerin hemen hepsi irtikâp edilmekte ve hepsine karşı da sessiz kalınmaktadır. Evet bugün belli kesimlere karşı haksızlık diz boyu; her türden tecavüz, tiranlarınkine denk; karalama, iftira ve tezvir, medyanın eli ve dilinin ulaştığı alan vüs’atinde; şeref, haysiyet ve onurla oynama ahvâl-i âdiyeden; din ve vicdan hürriyetine saygı, seminer ve konferanslardaki bildirilere emanet; demokrasi, ideolojilere göre yorumlanma ibtizaline mâruz; öyle ki, onun adına operasyonlar yapılıyor, ırz çiğneniyor, namus payimâl oluyor, iktidarlar devriliyor, sun’î iktidarlar oluşturuluyor, nesiller asimile ediliyor, “hak” deniyor, bin bir mesâvi işleniyor ve kaba kuvvet temsilcileri dünyanın gözünün içine baka baka tarihte emsali görülmemiş zulümler irtikâp ediyorlar. İnleyen inleyene, yığınlar:

268