İçeriğe geç
28. Bölüm

İslâm’ın fikir ve hayata verdikleri

Soru: İslâm, fikir ve hayata ne vermiştir?

Fikir de, hayat da ancak İslâm sayesinde gerçek anlamını kazanabilmiştir.

İnsan bazı hakikatlere kalb yoluyla muttali olur; evet, gözün göremeyeceği şeyler kalb yoluyla görülür. Bazen de hiçbir kitabın yazmadığı, anlatmadığı meselelere yine kalb ve his yoluyla âşina olur insan. Fakat her insanın hissi farklı olduğundan ve içinde bulunduğu âlemin rengini alıp değerlendireceğinden ötürü herkes isabetli bir hüküm veremeyebilir ve körlerin fil tarifi gibi hakikati sadece bir yönüyle değerlendirme durumunda kalabilir. Hiç fil görmemiş körlerin, filin bir yerini tutarak fili tarif etmeleri gibi insanlar da verdikleri hükümlerde bir kısım isabetsizlikler izhar etme durumuna düşebilirler.

İnsanda her ne kadar asıl mesele kalb ise de her fert kalben müşâhedesiyle verdiği hükümlerde bazen değişik hava ve tesirler sebebiyle, bazen de insanın serâdan süreyyâya kadar alçalma ve yükselme arasında, alçalıp hayvanlaşma veya yukarıya çıkıp melekleşme arasında seyriyle bu mertebelerin hükmüne tâbi olarak vereceği hükümler isabetsiz olabilir. Onun için İslâm, doğrudan doğruya insanın içi, kalbi, letâifi ve selim fıtratı olan bir kaynaktan doğan hakikatlere bir akıntı vermiş, bunları bir mecrâya çevirmiş ve insanın sinesinden doğan kulluk ihtiyacını; namaz, oruç, zekât şeklinde formüle etmiştir.

138