İçeriğe geç

سُبْحَانَكَ kelimesi ise şu mânâya gelmektedir: Hazreti Yunus (aleyhisselâm) denize atıldığı anda deniz, balık, gecenin karanlığı, çeşit çeşit zulumât ve düşmanları âdeta onun aleyhinde ittifak etmiş gibi bir husus söz konusuydu. Bu durumda Hazreti Yunus’un öyle bir zâta teveccüh etmesi lâzımdı ki, o zâtın hem denize, hem balığa, hem de gecenin karanlığına hükmü geçsin. Bu da bi’l-külliye esbabı nefyedip ıztırar hâliyle Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etmekle olacaktı. İşte tam da bu noktada Hazreti Yunus سُبْحَانَكَ demişti ki, bu söz, “Ben bütün esbabı, tesirden azlettim. Her şeyden sıyrılarak sadece ve sadece Sana döndüm. Sen tutarsan kurtulurum, Sen bırakırsan batarım.” anlamına gelmektedir.

Bir Hak dostu, konumuzla alâkalı başından geçen şöyle bir hâdise anlatmaktadır: Bu zat bir gün çarşıya indiğinde, orada kurulu panayırda bir ip cambazının ipin üzerinde yürüdüğünü ve ipin alt tarafında da bir palyaçonun etrafta toplanan halkı eğlendirdiğini görür. Tam bu sırada ip cambazının yapmış olduğu ters bir hareketten dolayı ayağı kayar ve düşmeye başlar. Bu noktada cambaz için esbap bi’l-külliye sukût etmiştir ve onun öyle birisine teveccüh etmesi lâzımdır ki orada onu muhafaza etsin. Ve öyle de olur. Yere düşmekte olan cambaz, bu sırada içinden gele gele ve dolu dolu öyle bir “Allah!” der ki, Cenâb-ı Hak yerdeki palyaçoyu vesile kılar ve cambaz, palyaçonun iri göbeğinin üzerine düşer. Bu arada palyaço ölür ve cambazsa kurtulur. Bu manzarayı Hak dostu şöyle değerlendirir: “Hayatımda bir kere böyle Allah deseydim, ben de kurtulurdum.”

241