İçeriğe geç

Hazreti Nuh’un gemisi, بِسْمِ اللّٰهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَۤا “Geminin hareket etmesi de, durması da Allah’ın adıyladır.” (Hûd sûresi, 11//41) beyanı çerçevesinde ilâhî inayetle yürüyordu. Nasıl ki, Hazreti Mesih, ilaç sürmeden elini gezdirdiğinde onulmaz dertler iyi oluyor, ölüye قُمْ بِإِذْنِ اللّٰهِ diyerek seslendiğinde ölü ayağa kalkıp hayata mazhar oluyordu;[5] aynen öyle de vapur bir doruğa yükseldiğinde Hazreti Nuh, “Allah’ın izniyle dur!” dediği zaman duruyor, “Hareket et!” dediği zaman da yoluna devam ediyordu.

İşte bu nokta, bu konuda bir sondur. Bu seviyeye yaklaşma olabilir. Belki atom enerjisiyle çalışan denizaltının ötesinde, güneş şualarından istifade etmenin fevkinde manyetik alandan istifade etmek suretiyle havada ve atmosferin dışında yüzdürüyor gibi vapurlar icat edilip Hazreti Nuh’un Allah’ın adıyla yürüyen, Allah’ın adıyla duran mucizevî vapuruna yakın bir duruma ulaşılabilir, ama denizde بِسْمِ اللّٰهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَۤا ile vapur yürütülmesi Allah’ın (celle celâluhu) bilebileceği bir şeydir.

[1] Tirmizî, tıp 2; Ebû Dâvûd, tıp 1; İbn Mâce, tıp 1.[2] Bediüzzaman, Sözler s. 271 (Yirminci Söz, İkinci Makam).[3] Bkz.: Hûd sûresi, 11/40.[4] Bkz.: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili 4/2781.[5] Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 3/49.

236