O’nun dünyada bir başka büyük ihsanı da insanın günde beş defa Allah ile olan ahd ü peymânını yenileme vazifesi sayılan namazı eda etmesidir. Eğer bir insan, imanını beş vakit namazla takviye ediyorsa, Cenâb-ı Hak böyle birine en büyük ihsanda bulunmuş demektir. Cenâb-ı Hakk’ın insana büyük ihsanlarından biri de, imanın zevk-i ruhanisinin insan vicdanında kendisini hissettirmesi, Cennet’e gitmeden Cennet’i yaşıyor gibi yaşaması ve bir mânevî tûba-i Cennet çekirdeği olan imanı vicdanında duyup yaşamasıdır. İşte böyle biri öldüğü zaman bir çekirdek gibi toprağa düşer, ötede bin bir tûbâ-i Cennet şeklinde ortaya çıkar. Bu, Allah’ın insana ahirette büyük ihsanlarından biridir.
Cenâb-ı Hakk’ın, insanlara karşı gazabının ifadesi olan cezaları da böyledir. Cezaların da nüveleri dünyevîdir. –Hafizanallah– bir insan, gözünü yummuş körler gibi yaşıyorsa, Allah’ın açık seçik âyetlerini görmüyor, onlara hep arka çevirip gidiyor ve hidayet yoluna karşı gözünü-kulağını kapatıyorsa; dahası dalâlet yolunu gördüğü zaman da süzülüp içine giriyorsa, bu insan kendisine bahşedilen ilâhî imkân ve atâyâyı hep suistimal ediyor demektir.