İçeriğe geç

Bugün bir de ihtilâf-ı beşer var. Evet, insanların maddî yönden farklılıklar göstermesi ve bunun değişik kesimler tarafından kullanılması günümüzün önemli meselelerindendir. Bu konuda İslâm bir yönüyle sa’yi esas alır. Marks’ı ve başkalarını baştan çıkaran da zaten bu emek konusudur. İşçinin istismar edilmesi onu çok etkilemiştir. Zira işçi ancak emeğinin yüzde otuzunu alırken, patron daha fazlasına sahip olmaktadır. Marks, emekten yola çıkmış ama ifrata gitmiştir. Yapılan eleştiride para, yani kapital hesaba katılmamıştır. Ancak bu sistemin içinde de bir dâne-i hakikat vardır. Kur’ân, “İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Onun bu gayretinin semeresi ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine yakın ve uzak istikbalde tam tamına ödenecektir.” (Necm sûresi, 53/39-41) buyurmaktadır. Yani çalıştıran, çalışana minnettarlık duyacak, onu ta’ziz edecektir. Dolayısıyla da onun tuğyan ve feveranına meydan vermeyecektir.

İslâm, malın tek elde toplanmasını önleyecek hükümler de ortaya koymuştur. Malı, zekât ve diğer vecibelerini yerine getirmeden biriktirenler Kur’ân’da şiddetle kınanmıştır. Cenâb-ı Hak bu konuda, “Mallarını ihtikâr veya başka sebeplerle stok yapanlar ve bu paralarını Allah yolunda infak etmeyenlerin altın ve gümüşleri Cehennem ateşinde kızdırılarak, bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara: ‘İşte!’ denilecek, ‘Sizin nefisleriniz için biriktirip hazineye tıktıklarınız! Haydi, tadın bakalım o tıktığınız şeyleri!’” (Tevbe sûresi, 9/35) buyurur.

149