İçeriğe geç
19. Bölüm

Allah’ın zât’ını düşünmek

Soru: İstemeden, biraz da kemmiyet ve keyfiyete bağlı, Allah’ın zâtını düşünüyoruz. Bundan kendimizi nasıl koruyabiliriz?

Vacibü’l-Vücud’un Zât’ını düşünmek daha ziyade insanın merakıdır ve bunun vesveseyle asla alâkası yoktur. Cenâb-ı Hak bize bazı kabiliyetler vermiştir. Bunları vermekle de bir kısım şeyleri yapmamızı ve bazı şeyleri de yapmamamızı istemektedir. Fakat bazen bunları suistimal edip kötüye kullandığımız da olabilir.

Mesela, Cenâb-ı Hak bize “sevme” hissini vermiştir. İnsanda sevme, âşık olma, meftun ve mecnun olma hissi çok âlî bir duygu ve yüce bir histir. İnsana bu his, meâliyâta yani gerçekten sevilmesi gereken yegâne Mahbûb, yegâne Mâbud ve yegâne Maksûd’a sarfedilmek için verilmiştir. İnsan, sevgiyi suistimal edip fâni bir surette mâlâyânî şeylere sarf ederse, bu yüzden ızdıraba maruz kalacağı gibi, suistimalinin cezasını da çeker. Aksine, insan bu muhabbet kabiliyetini Allah’a tevcih eder, O’ndan ötürü mahlukât-ı ilâhiyeyi de severse hiç azap çekmez, aksine mutlu olur. Yunus’un ifadesiyle, “Yaratığı severim Yaratan’dan ötürü” sevme duygu ve düşüncesi içinde olan insan asla ızdırap çekmez. Zira o, “Bütün mahlukât Allah’tandır, Allah’la var ve Allah’la kâimdir.” ve “Allah ezelî-ebedî olduktan sonra, bunlar yok olsalar bile O, bunların binlerce misalini hem burada hem de ahirette yeniden yaratacaktır.” der ve müteselli olur. Buna mukabil insan, mahlukât-ı ilâhiyeyi doğrudan doğruya kendi adlarına ve Allah’ı düşünmeden seviyorsa o hep ızdırap çeker.

105