İçeriğe geç

Birinci olarak, Müslüman, kendinden evvel gelmiş geçmiş büyükler hakkında –doğru da olsa– nâsezâ nâbecâ sözler sarf edildiği zaman, bu sözü söyleyene, “Bu bir gıybettir. Gıybet de haramdır.” diye çok ciddî tavır almalı ve o sözü ona söylettirmemelidir. Böyle bir gıybeti engellemek için yapılanlar bir işe yaramazsa gıybet yapanların yanından kalkıp gitmeli ve onları günahlarıyla baş başa bırakmalı.

İkincisi, ne seviyede olursa olsun din-i mübin-i İslâm’a hizmet etmiş insanları daima takdirle yâd etmek, onlara saygı göstermek ve her yerde tazimkâr ifadelerle insanların sinelerinde onlara karşı bir sevgi ve muhabbet uyarmak önemli bir vazifedir. Biz saygı telkin ettiğimiz takdirde kafalardan bu saygısızlık düşüncelerini de silip kısmen atmış oluruz. Aynı zamanda bu sayede Cenâb-ı Hakk’ın hoşnutluğunu elde etmiş sayılırız.

Aslında bir vakitler hizmet etmiş kimselere hor bakıp onları hafife alma hissi, insanı çeşitli füyûzattan mahrum bırakan bir hastalıktır. Bunların pek çoğunun kendilerine göre bir âlemi vardır ve onlar başımızda ya da yanımızda Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini celbe birer vesiledirler. Onların aleyhlerinde bulunan kimse, Cenâb-ı Hak’tan gelecek rahmetten mahrum olur.

Evet, şayet bugün Cenâb-ı Hakk’ın ilham esintilerinden mahrum bulunuyorsak bunun en önemli sebeplerinden biri, hiç şüphesiz geçmişteki büyük zatların aleyhinde olma ve onlar hakkında uygunsuz söz söylemek olsa gerek…

1 Haşr sûresi, 59/10.
28