İçeriğe geç

İmam Ebû Hanife, kelâmla ve başka ilimlerle meşgul olmasının yanı sıra aynı zamanda bir de hayatını idame ettirmek için kumaş ticareti yapmaktadır ve bu şekilde kendi dükkânında rızkını helâl yolla kazanmaya çalışmaktadır. Merhum Seyyid Kutup “İslâm’da Sosyal Adalet” adlı kitabında İmam’ın ticaretteki hassasiyetine temas sadedinde şöyle bir olay nakleder: Bir ara İmam, kendisi dükkânda yokken çıraklar bir malı, gerçek değerinin üstünde satarlar. İmam durumu öğrenince, malı satın alan adamı bulur ve ona “O malın fiyatı o değildir.” der. Adam bu alışverişten razı olduğunu belirtmesine rağmen, “Sen razısın ama ben razı değilim.” der ve malı gerçek değerine göre verir ve o alandaki hususiyetini de ortaya koyar.

İşte o dönemler, tıpkı bir barut gibi kibriti uzaktan görünce, hemen meşaleye dönüşecek insanların çok olduğu bir dönemdi. İnsanlar Allah’ın inayetiyle birden parıldıyor ve ışık kaynağı hâline geliyorlardı. Meselâ Süfyan b. Uyeyne on beş yaşında içtihat edebilecek seviyeye gelebiliyor. Tabiî ki, bunun gerçek değeri, içtihadın ne kadar ağır bir iş olduğunu bilmekle ancak tam anlaşılabilir.

87