Şahsen ben, Anadolu’nun bağrında yetişen ve Allah yolunda her türlü meşakkate katlanabilecek hak erlerinin bu misyonu temsil edeceğine inanıyorum. Daha doğrusu inanmak istiyorum. Şu anda o kertede miyiz, bir şey söyleyemeyeceğim. Siz, arz edeceğim şu sahalarda bütün problemleri aştığınızı söyleyebilirseniz, ben de problemlerin halliyle alâkalı müjdemi verebilirim. Aile hayatınızı, çoluk ve çocuğunuzu aşabildiniz mi? Onlara sağlam bir terbiye verdikten sonra, mal, mülk bırakmasam da olur; millet var olsun, gider bir yerde hamallık yapar, çalışır, karınlarını doyururlar diyebiliyor musunuz? Veya ben helâl yolda olduktan sonra, kazancım az ya da çok olmuş, ne önemi var! Gider geceleri bir yerde simit satar, gazete satar, hem kazanır hem de onurumu korurum; o da bana yeter diyebiliyor musunuz? Misalleri çoğaltabilirsiniz.
İşte siz, bu ve bunun gibi mevzularda kendinizi aşmış; çalışıp Allah’a teslim olmuşsanız, hatta bu teslim sizde, tevekkül şeklinde zuhur etmişse, tevekkülünüz de tefvize dönüşmüşse, artık siz, cemiyetin bütün problemlerini de çözmeye namzetsiniz demektir. Böylesi fertlerden müteşekkil bir toplumun varlığı bütün insanlık adına bir tali’liliktir. Onun için ben böyle bir topluluğa rastlasam, onlara derim ki, سِيرُوا عَلٰى بَرَكَةِ اللّٰهِ yani “Haydi Allah’ın bereketi ile bütün yeryüzüne dağılın ve uğradığınız her yeri Mesih-eda soluklarınızla ihya ediniz!”
Netice itibarıyla diyebiliriz ki, kendini insanlığa adamış tali’lilerin asıl misyonu, yeryüzünün Hazreti Âdem’le tanıdığı problemleri çözmektir. İdarî, siyasî, içtimaî, iktisadî, harsî… hayatın bütün ünitelerine ait problemleri çözmek için planlar, projeler üretmek ve onları hayata geçirmektir.