İçeriğe geç

Soruda daha önceleri söylediğim bir husus da hatırlatılıyor. “Milletimizin kaderini alâkadar eden her hâdise, bazı kimseleri de alâkadar eder.” Evet, doğrudur. Ancak bu, sübjektif bir meseledir. Bunlar ömür boyu toplumu alâkadar eden her olumsuz hâdisede yataklara düşer ve kıvrım kıvrım kıvranırlar. Ruhun zaman üstü olması ile izah edilebilecek bu durum, sadece belli kimselere de has değildir. Bundan önce de değişik inkılâpları kendi düşünce dünyası ile alâkalı gören hemen herkes, aynı ruh hâletini yaşamış ve o maddî hastalıklar şeklinde tezahür etmiştir. Meselâ; dizlerinden rahatsız olan birçok insanın, barometreler gibi yağmur yağacağını önceden hissedebilmesi misillü, Hazreti Bediüzzaman gibi “himmeti milleti” olan bir insan, şuuru taalluk etmeden, hizmetinin kaderiyle alâkalı çok şeyleri hissedebiliyor ve davranışlarını ona göre ayarlayabiliyordu. Ve, günümüzde de bazıları, bu çok ağır, çok büyük vazifenin, yani, bir milletin kendini yeniden tarih sahnesinde ifade etmesi davasının bugünkü kadrolarla daha ileriye götürülemeyeceği endişesinden dolayı ve gerekli performansın gösterilememesi açısından, hususiyle gelecekte zuhur edebilecek hâdiseleri şimdiden hissederek çok rahatsız olmaktalar. -Hissettirene ruhlarımız feda olsun!-

154