İçeriğe geç

Gelelim siyasî ve ekonomik problemlere. Bu ve benzeri problemler, insanlık tarihi boyunca hiç eksik olmamıştır. Yeryüzü, problemi insanoğlu ile tanımıştır. İlk problemler peygamberlik çerçevesi içinde mütalâa edilebilecek ölçüdeki şeylerle yeryüzüne inmiştir. Ve bir mânâda problemi, yeryüzüne ilk defa Seyyidina Hz. Âdem getirmiştir. Aslında Hz. Âdem gelmeden önce, yeryüzünde yaşayan dinozorların, fillerin, gergedanların problemi yoktu.. otun ağaçla, ağacın otla bir derdi bahis mevzuu değildi. Ne zaman ki, Hz. Âdem yaratılmış, hemen arkasından birçok problem meydana gelmiştir. Yalnız tekrar ifade etmeliyim ki; bu problem peygamberlik çerçevesinin müsait olduğu ölçüde bir problemdi. Buna “hasenâtu’l-ebrâr seyyiâtu’l-mukarrabîn” nazarıyla da bakılabilir. Sonra Allah bu problemleri gidermek için yeryüzüne peygamberler gönderdi. Din ile, eğitim ve kültürle, insanın insanlık semasına çıkartılmak istenmesiyle, bu problemler çözülmeye ve aşılmaya çalışıldı.

Günümüzdeki çarpıklık, insanın zatı ile ilgili problemler çözüme kavuşturulmadan, ekonomik, siyasî, idarî, içtimaî problemler giderilmeye çalışılmasının altında yatmaktadır. Hâlbuki insan, Kur’ân’ın ölçüsünü verdiği seviyede insan olmadığı müddetçe bu problemlerin giderilmesi mümkün değildir. İnsan kendisi problem olduğu, AIDS mikrobu gibi mikroplar taşıdığı sürece, bu problemler yok edilemeyecek ve insan onu hemcinslerine bulaştırarak, her zaman onları da hasta edebilecektir.

Bana göre bütün problemlerin çözümü, ancak problemsiz insanların eliyle olacaktır. Kendi problemlerini halletmiş, onları aşmış, imtihan unsurlarının hepsini ekarte edebilmiş insanların eliyle, fikriyle ve gayretiyle. Zira fert, kendi problemlerini aşamamışsa, o zaten kendisi problemdir ve toplum içindeki iktisadî, siyasî, içtimaî problemler hep ondan kaynaklanmaktadır.

155