Kudsîler denince akla, ahir zamanda imana ve insanlığa hizmet gibi ulvî bir mefkûreyi yeniden omuza alan ve gezdiği her yere, tıpkı Hızır’ın gezdiği yerler gibi canlılık götüren bir umumî ihya hareketinin mümessilleri gelmelidir. Şimdiye kadar çokları bu tabirleri kullandı. Meselâ, merhum Mevdudî “İslâm’da İhya Hareketleri” kitabıyla bu umumî “ba’sü ba’de’l-mevt”i anlattı, hatta Hz. Mehdi’nin hareketini de, bu ihya hareketinin önemli bir buudu olarak ifade etti.
Tabiî en büyük ihya hareketleri nebilerle temsil edilmiştir. Şu âyet meali, bu hususu tasdik ve teyit eder mahiyettedir: “Allah sizi hayata mazhar etmesi, diriltmesi, (yani bir ba’sü ba’de’l-mevte mazhar kılması) için O ve Peygamberi sizi çağırdığı zaman, o çağrıya icabet edin!”7 Evet çağrıya icabet edin ki, ruhta, mânâda, gönülde, vicdanda, histe, duyguda, düşüncede, mantıkta, muhakemede… hâsılı her hususta dirilesiniz. Bu açıdan denebilir ki, en çaplı ihya hareketleri peygamberlerle temsil edilmiştir ve onlardan sonra bu hareketi temsil edenler de kudsîlerdir.
Kudsîlerin hayatında en önemli hususa gelince, o da bir yerde oturarak, kalkarak, düşünerek, konuşarak, mev’ize ve sohbetlerde bulunarak bu arkadaşlığı derinleştirmektir.
Geçmiş kitaplarda Hz. Mesih’in etrafındakilere “Onun çırakları” denir.8 Seyyidina Hz. Musa’nın etrafındakilere de “Onun talebeleri, çırakları” ifadesi kullanılır. Hâlbuki Kur’ân-ı Kerim, Allah Resûlü’nün cemaatini ele alırken, “Ashab” sözünü, yani sohbetten gelen bir kelimeyi kullanmıştır.9 Zaten Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de onlara “Ashabım” demiştir.10
Dipnotlar
- 7 Enfâl sûresi, 8/24.
- 8 Bkz.: Kitab-ı Mukaddes (Türkçe tercüme), Yeni Ahit, Yuhanna, Bâb: 18, cümle: 1-14.
- 9 Bkz.: Tevbe sûresi 9/40; A’râf sûresi 7/184; Sebe sûresi 34/46; Necm sûresi 53/2.
- 10 Buhârî, enbiyâ 8, 48, tefsîru sûre (5) 14, 15, (21) 2, rikak 45; Müslim, cennet 58.