Bu mevzuda Bediüzzaman Hazretleri’nin şu teşbihi çok mânidardır: “İhlâsı kıracak esbabdan yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz.”2 der. Burada yılan ve akrep tabirinin yerine aslan veya kaplan tabirlerinin kullanılmaması dikkat çekicidir. Zira aslan ve kaplan yiğitçe ve mertçe saldırır. Daha gelmeden onu hisseder ve ona göre tedbirinizi alabilirsiniz. Fakat akrep, yılan ve çiyan öyle değildir. Onların ne zaman ve nereden saldıracakları belli olmaz. İşte günah da böyle akrep ve yılan gibi kalleştir.
Hâsılı, günahlara karşı daima teyakkuzda bulunmak mü’minin şiarı olmalıdır. Unutmayalım: Günahlara karşı teyakkuz, Allah’a karşı vefalı olmak demektir.
Günahı günah olarak bilme meselesine أَذْنَبَ عَبْدِي ذَنْبًا hadisi3 zaviyesinden de bakabiliriz. Yani kulun tekrar tekrar günah işleyip Allah’ın da her seferinde affetmesini ifade eden hadisi. Şöyle ki: Zenb ve zeneb ikisi de aynı kökten gelir. Zenb, günah; zeneb ise kuyruk demektir. Buna göre: “Günah işledim Rabbim.” diyen kul: “Ey Rabbim, ben yine bir kuyruk taktım. Şu hâlimle Sen bana ister kuyruklu bir tilki, ister insanları sokan bir akrep, istersen de kuyruğu kendinden bir yılan nazarıyla bak! İşte ben oyum.” Yani kul, günahını itirafla, kendisine bahşedilen insanî seviye, insanî makâmâtı âdeta tezyif ve tahkir edip bir kenara attığını, iradesiyle hayvanlığı benimsediğini ve o seviyeye düştüğünü itiraf ediyor.
Dipnotlar
- 2 Bediüzzaman, Lem’alar s.200 (Yirmi Birinci Lem’a).
- 3 Buhârî, tevhid 35; Müslim, tevbe 29.