Cevap: Dünyanın hareketine bağlı olarak gece ve gündüzün dünyanın her yerinde aynı saatte başlamadığı, beldeden beldeye farklılık arz ettiği gibi hilâl de dünyanın her yerinde aynı anda görülmez. Çünkü kamerî aylar için başlangıç kabul edilen hilâl, güneşin batışından sonra batı ufkunda görülür. Güneşin, dünyanın her yerinde farklı saatlerde batması sebebiyle hilâlin görülebilme zamanı da ilk görüldüğü yerden itibaren batıya doğru ilerledikçe değişir. İşte hilâlin, dünyanın değişik yerlerinde değişik saatlerde görülmesi hadisesine “ihtilâf-ı metâli’” denilir.
Belli bir memlekette görmenin, oranın dışındaki diğer yerler için de geçerli sayılıp sayılmayacağı âlimler arasında ihtilaf konusu olmuştur. Hanefî, Malikî ve Hanbelî fakihlerinin çoğunluğu ile Ebü’t-Tayyib et-Taberî gibi bazı Şâfiî fakihlerine göre ihtilâf-ı metâli’ye itibar edilmez. Herhangi bir yerde usûlüne uygun şekilde hilâlin görülmesi durumunda, ister uzak ister yakında bulunsunlar bütün Müslümanların buna uyması, buna göre oruca başlaması veya bayram yapması gerekir.
C. İbadetlerde Kamerî Takvim
Soru: Oruç ve Hac gibi ibadetlerde kamerî takvimin esas alınmasının hikmetleri nelerdir?
Cevap: Müslümanlar olarak ibadet vakitlerimizin tayininde ayın hareketlerini esas alırız. Bizler, Ramazan-ı Şerif orucuna başlarken, Ramazan ve Kurban bayramlarını kutlarken, Arafat’a çıkarken, Müzdelife’de bulunurken, şeytan taşlarken… hâsılı birçok ibadetimizi yerine getirirken ayı gözlemlemek durumundayız. Bu durum bizzat Cenâb-ı Hak tarafından tespit buyurulduğu gibi Resûl-i Ekrem Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) uygulamalarıyla bize bu hususta yol göstermiştir. İbadetlerimizde bu şekilde kamerî takvimin esas alınmasının hikmetleriyle ilgili şunları söyleyebiliriz: