İçeriğe geç

İşte bir şekilde bir araya gelmiş topluluklar kendi aralarında anlaşıp böyle bir mukavele yapabilirler. Ancak bunu yaparken dini, altından kalkılamayacak mükellefiyetler yığını hâline getirmemeye dikkat etmelidirler. Nefsi zorlayacak ancak ümitsizliğe düşürmeyecek şekilde bazı şeyleri taahhüt ederek üzerimize alıp onları öylece yaşamaya çalışabiliriz.

Mesela teravihte bugün okuyacağımız âyetlerin mealini önceden okuyabiliriz. Böylece namaz esnasında farklı dünyevî mülâhazalara dalıp gitmektense hatırımızda kaldığı kadarıyla o âyetlerin ifade ettiği mânâlar üzerinde yoğunlaşabiliriz.

Meselenin bir diğer yanı da şudur: Teravihi, aradan çıkarma, bir an önce bitirip işine-gücüne bakma mülâhazasıyla değil, duyup hissederek ikâme etmeye çalışmak gerekir. Bazı kimseler sanki onun bir an önce bitirilmesi gerekirmiş gibi hem kısa sure ve ayetleri tercih etmekte hem de çok süratli okumaktalar. Böyle bir namazın kültür-fizik hareketlerinden ne farkı vardır? Namaz Allah için eda edilecek, her bir rüknünde O Yüceler Yücesi mülâhazaya alınacak, O’nun huzurunda bulunmanın âdâp ve erkânına yakışır tarzda yerine getirilecek, o huzuru ihlâl edecek tavır ve davranışlardan kaçınılacaktır. Yarı anlaşılıp yarı anlaşılmayacak şekilde hızlıca okunan Kur’ân, eğilmesiyle kalkması bir anda gerçekleşen rükû ve secde o huzura yakışmaz. Bu şekilde okunana Kur’ân denemeyeceği gibi kılınana da namaz demek zordur.

Hâsılı, Ramazan’ı bütün derinliğiyle duyabilmenin yolu evvela insanın, kendisinde o derinliği hâsıl etmesine bağlıdır.

J. İnanarak Oruç Tutmak

Soru: Bir hadis-i şerifte, مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.”218 buyruluyor. Buradaki “inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek” ifadesini nasıl anlamalıyız?

192