İçeriğe geç

Bilindiği üzere; “âlim”, kısaca “belli seviyede bilgi birikimine sahip olan kimse” demektir. Istılah açısından; Kur’ân-ı Kerim başta olmak üzere dinî kaynaklara vâkıf bulunan, Resûlullah’ın hadislerini ve Sünnet-i Seniyyesini iyi bilen ve hem aklî hem de naklî ilimlerden gerektiği şekilde haberdâr olan engin ufuklu insana “âlim” denir.

“Âbid” kelimesi ise, Allah Teâlâ’nın emirlerine titizlikle uyan, farzları ve vacipleri yerine getirmenin yanı sıra nafile ibadetlere ve yapılması sevap olan hayırlı işlere de devam eden, ibadete düşkün samimî kul mânâsına gelmektedir.

Aliyyu’l-Kârî gibi âlimlerin de dediği gibi, ele aldığımız nebevî beyanda, âbid tabiriyle, farz ibadetlerini yapabilecek kadar ilmi olup kâmil şekilde ibâdetini eda eden kimse; âlim sözüyle de, ibadetlerini eksiksiz yapmakla beraber, özellikle dinî ilimleri, usûl ve füruuyla çok iyi bilen insan kastedilmektedir.

323