Bu itibarla, sözü edilen kanat, meleğin yaratılış gayesi ve nuranî mahiyeti ile bağdaşan, vazifelerini en süratli bir şekilde yerine getirmesine delâlet eden mânevî bir buud, bir kuvvet ve bir derinliğin remzidir. Zâhirî ve bâtınî ilimlerin ikisinde birden üstad olan, zâhiri de bâtını da mamur kimselere “iki kanatlı” mânâsına “Zülcenâheyn” dendiği ya da annelerin “şefkat kanatları”na sahip bulundukları söylendiği gibi, meleklerin kanatlarını sermesi de temsilî ve mecazî bir ifade olarak serdedilmiştir. Nitekim, “Anne-babana acıyarak tevazu kanatlarını onlar için ger!”8 mealindeki âyet-i kerimede de benzer bir mecaz bulunmaktadır.
Dolayısıyla, “Melekler, ilim tâlibinden öyle memnun olurlar ki, onun önünde kanatlarını yerlere sererler.” sözünden maksat, talebenin hakkını tâzim ve ilmin izzetini teslimdir. Evet, melekler ilim ehline saygı gösterirler; çünkü, onlar iyiliğe ve güzelliğe programlı tabiatlarıyla tekbir, tahmid ve tesbih sözlerinden lezzet alır, kulluk adına ortaya konan sahnelerden hoşlanır ve Hakk’a yönelen kimselerden memnun olurlar. “Elhamdülillâh” diyeni işitince sevinir, “Sübhanallah” ve “Allahü Ekber” sözlerine iştirak edip Arş u ferşi velveleye verirler. Melekler, Allah’a doğru yürüyen insanlara derin bir muhabbet duyar, onlara hürmeten tevazu kanatlarını yerlere sererler; onların ders halkalarında hazır bulunur, oraya sekine inmesine vesile olur ve sohbet-i Cânan meclislerini şenlendirirler.
Dipnotlar
- 8 İsrâ sûresi, 17/24.