İçeriğe geç

Hâlbuki, Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) “İktisat eden, ailesini geçindirme hususunda darlık çekmez.”6 mealindeki hadis-i şerifiyle, helâl kazançla ve insan haysiyetine yakışır bir şekilde aile fertlerine bakmanın sırrı olarak iktisat yolunu göstermiştir. Gerçekten de, insan yeme-içmesinde, giyim-kuşamında, ev ve eşya hususunda ashab-ı kiram efendilerimizin hayat tarzını örnek alsa, onlara ittibaen mütevazi ve sade bir gidişat tuttursa, lüks ve fantezilerden uzak kalsa, buna birden bire muvaffak olamasa bile, yavaş yavaş öyle bir hayatı tesis etmeye çalışsa ve aile efradını da bu anlayışa göre yaşamaya alıştırsa, Allah’ın izniyle o, mutlaka iktisadın bereketini görecek, çok az bir iâşe ile yetinmesini bilecek ve asla helâl dairenin dışına çıkmayacak, böylece kimseye el açmayan aziz bir insan olarak hayatını devam ettirecek ve belki pek çoklarına da bu mevzuda hüsnümisal teşkil ederek, onları da zillet ve sefaletten kurtaracaktır.

Adanmış Ruhlar ve İktisat-İstiğna Mesleği

Bilhassa hizmet-i imaniye ve Kur’âniye’de bulunan insanlar, mutlaka kendilerini iktisada alıştırmak zorundadırlar. Aksi hâlde, itibarlarını yitirme, güven kredilerini kaybetme ve davalarına laf getirme ihtimalleriyle karşı karşıya kalırlar. Oysa, itibar ve güven, hizmet erleri için en geçerli akçe ve en büyük sermayedir. Güvenilirliğini yitirmiş bir mü’min, irşad vazifesini yaparken kendisine lâzım olan bütün sermayesini kaybetmiş demektir.

264