İşte böyle bir ana ve babadan da İmam Âzam Ebû Hanife Hazretleri dünyaya gelir. Tabiî, bu da bir menkıbedir. Fakat, önemli olan, İmam Âzam gibi bir sultanın yetişmesine dayelik eden o yuvanın hangi esaslar üzerine bina edilmiş olabileceğine dair ip uçları yakalayabilmek ve bunlardan kendi hesabımıza ibretler çıkarabilmektir.
Annenin Tığı Oğlun Çuvaldızı Oluverir!..
Evet, bir bebeğin, anne karnındaki teşekkülünün ilk döneminden başlanarak helâl ve meşrû rızıkla beslenmesi fevkalâde önemlidir. Öyle ki, çocuğun gelişme sürecinde, Allah’a bağlama mecburiyetinde olduğumuz herhangi bir hâdisedeki kopukluk, negatif bir vâkıa olarak –muvakkaten dahi olsa– çocuğa akseder. Anne-babanın damarlarındaki bir parça haram, çocuğun muvakkat veya müebbet kayma sebeplerinden biri olabilir.
Ebu’l-Vefa Hazretleri bu mevzuyu anlatırken şahsî hayatından ve kendi çocuğunun bir huyundan misal verir: Hazret’in oğlu sürekli elinde bir çuvaldızla dolaşmakta ve devamlı surette tulumlarla su taşıyan insanların tulumlarını delmektedir. Ebu’l-Vefa Hazretleri’nin üzülmesine gönülleri razı olmayan ahâlî bu durumu uzun süre gizli tutar ve şikâyetçi olmazlar. Fakat, zamanla iş çığırından çıkar ve çekilmez hâle gelir; halk mecburen meseleyi Hak dostuna açar ve oğlundan şikâyetçi olurlar. Hazret, oğlunun yaptıklarını öğrenince gerçekten çok üzülür ve bir o kadar da şaşırır. Durumu eşine anlatır; bunun sebebinin ikisinden biri olduğunu söyleyip hanımından çocuğa hamileyken yanlış bir harekette bulunup bulunmadığını sorar.