Son bir husus da şudur ki, Cenâb-ı Hak bütün azamet ve izzetiyle beraber “Biz” ifadesini kullanarak bize bir de edep öğretmektedir. Hiç ihtiyacı yokken, vesile ve sebeplere de söz hakkı verdiğini beyan buyurmakta, “ben, ben” deyip duran egoist nefislere benliği bırakıp “Biz” demenin gereğini talim etmektedir. “Yaptım”, “ettim”, “çattım”, “kurdum”… demek suretiyle sürekli kendisini nazara veren kimselere, şahs-ı mânevînin bir ferdi olma ve kolektif şuurla hareket etme ufkunu göstermektedir. Malûm olduğu üzere, Hâlık-ı Kerim, Hazreti Âdem’in (aleyhisselâm) yaratılması hususunda meleklerle âdeta istişare etmiştir; oysa meşveret etmek, aklı ve ilmi sınırlı olanlara mahsustur. Bu meseleyi değerlendiren Hazreti Üstad, “Cenâb-ı Hakk’ın meleklerle istişare etmesi, insanlara istişare yapmaları hususunda bir ders vermek içindir; yoksa, Allah müşavereden münezzehtir.”21 buyurmaktadır. İşte, Allah Teâlâ’nın meleklerle istişare etmesinde istişareyi talim buyurması söz konusu olduğu gibi, bazı âyetlerde “Biz” demesinde de kullarına kendini nefyetme ve tevazuu esas edinme dersi verdiği düşünülebilir.
Her meselenin en doğrusunu ve hakikatini Allah bilir…
Dipnotlar
- 21 Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz s.203.