İçeriğe geç

Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi adına, kafasında şöyle böyle malûmatı bulunan ve dili dönen herkes seferber olmalı, bu işi hızlandırmalı, dersten derse koşmalı ve meseleleri hep sohbet-i cânan etrafında ele almalıdır. Nasıl ki sonbahar döneminde insana musallat olan gribal enfeksiyonların önüne geçme adına mebdede bazı tedbirler alınıyor, cismanî ve bedenî marazlardan çok daha büyük olan ruhî hastalıkların önüne geçme adına da mutlaka tedbirler alınmalı, plan ve projeler geliştirilmelidir. Çünkü mânevî hastalıklar, maddî hastalık ve musibetlerden kıyas kabul etmeyecek ölçüde çok daha büyük ve daha tehlikelidir. Bedenî hastalıklar insana biraz çektirir ve en fazla onun fani hayatına mal olur. Ruhî hastalıklara gelince, onlar bu dünyada kalbî ve ruhî hayatı öldürdükleri gibi, ötede de insanın ebedî hayatının mahvolmasına sebep olurlar. Bu açıdan problemin büyümesine fırsat verilmeksizin daha başlangıçta onun üzerine gidilip halledilmelidir. Vakıa, mürşid konumunda bulunanlar haset, çekememezlik ve kıskançlık gibi ruhî hastalıkların tedavisinde her zaman başarılı olabilirler mi olamazlar mı, bilemiyorum. Zira insanların kalbindeki, kirin, pasın, mührün silinmesi veya silinmemesi Allah’ın bileceği bir iştir. Fakat her halükârda, وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى۝وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى“İnsan için ancak çalıştığı vardır. Onun çalışmasının semeresi şüphesiz görülecektir.”162 âyet-i kerimesi gereğince bize düşen sa’yetmektir. Evet, inanan bir gönül, fert ve toplum hayatında oluşan çatlakları tamir etmeye, yaralı insanları iyileştirmeye, sarsılan ve sendeleyen insanların elinden tutmaya, zihinlere hatta hayallere gelip çarparak tasavvurları kirleten olumsuz mülâhazaları gidermeye çalışmalıdır. Mü’minden beklenen vefa, mü’minden beklenen insanlık işte budur. Aksi ise ciddî bir vefasızlık ve insanî duyarlılığın kaybedilişi demektir.

157 Bediüzzaman, Lem’alar s.9 (İkinci Lem’a, Birinci Nükte).

212