İçeriğe geç

Görüldüğü gibi, maruz kaldığı bir kısım mazeretler ve aşamayacağı engellerden dolayı istediklerini yapamayan, arzu ettiği işi tam olarak gerçekleştiremeyen kişinin hâli Kur’ân ve Sünnet nazarında mazur görülmüş ve böyle bir kimse niyet ettiklerini îfa etmiş gibi kabul edilmiştir. Günümüzde de, dünyanın değişik yerlerinde, hayatın değişik birimlerinde vazife yapan öyle insanlar vardır ki, bunlar, tepeden tırnağa pür heyecandırlar. Onlar, her gün heyecanla oturup heyecanla kalkmakta, kendilerine düşen vazifeyi yerine getirmeye her an âmâde bulunmaktadırlar. İşte bu kişiler Allah’ın izniyle her gün mücahede ediyor gibi sevap kazanırlar. Onların niyetleri, azim, gayret ve kararlılıkları öbür tarafta öyle sürprizler şeklinde karşılarına çıkar ki, çokları Allah’ın onlara lütfettiği nimetler karşısında imrenmekten kendilerini alamazlar. Bu itibarla niyet ve himmetler her zaman âli tutulmalı ve asla unutulmamalıdır ki, kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millet,299 hatta daha ötesinde kimin himmeti bütün insanlık ise o kocaman bir insanlıktır.

293 Buhârî, bed’ü’l-halk 8, tefsîru sûre (32) 1, tevhîd 35; Müslim, îmân 312, cennet 2-5.

294 Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.260 (Yirminci Mektup, Birinci Makam, On Birinci Kelime).

295 Bkz.: Bakara sûresi, 2/25; Âl-i İmrân sûresi, 3/198; Kehf sûresi, 18/31…

296 Tevbe sûresi, 9/92.

297 Buhârî, meğâzî 81; Müslim, imâret 159.

298 İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 6/361; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 3/56; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ 9/174.

299 Bkz.: Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.95 (İlk Hayatı).

349