İçeriğe geç

Başlangıçtaki Halis Niyetin Muhafazası

Niyetin amelden daha hayırlı olmasının bir diğer sebebi de şudur: Kişi başta niyetinde samimi ve halis olabilir. Fakat o niyet, amele dökülürken, bazen işin içine riya, ucb ve kibir karışabilir. Niyet için ise bu mevzuda amelde olduğu ölçüde bir risk söz konusu değildir. Çünkü niyette, kalbin kastı vardır. Buna da kimsenin muttali olması mümkün değildir. Mesela bir insan, “Cenâb-ı Hakk’ın bin kere canımı almasına razıyım, yeter ki, şu beldelerde nâm-ı celîl-i Muhammedî dalgalansın.” diyebilir. Fakat onun en yakın arkadaşları bile kalbdeki bu hissiyat ve heyecanı tam olarak bilemezler. Evet, O’nsuz dünyanın her yerini karanlık görme, her yerin O’nunla aydınlanacağına inanma, âdeta sinesine bir hançer saplanmış gibi bunun ızdırabıyla kıvranıp durma, “Sana karşı vefalı davranamadım Yâ Resûlallah!” deyip inleme ve sürekli bunun derdiyle dertlenme… İşte kalbdeki ihlâs mahfazasıyla örtülü bu niyet ve mülâhazaların içine riya, süm’a, ucb, fahir ve kibir giremeyeceğinden dolayı, Allah katında bunların değeri çok büyüktür. Bu itibarla denebilir ki, içteki bu duygu ve düşünceler, kendisini delecek, kıracak ve parçalayacak olumsuz mülâhazalardan uzak oldukları için, Allah onları yerine getirilmiş birer amel gibi kabul buyuracak, amelle doldurulamayan boşlukları onlarla dolduracak ve onlar karşılığında kişiye ebedî saadeti ihsan edecektir.

346