İçeriğe geç

Diğer yandan Hazreti Mevlâna’nın gerek şathiyat nev’inden söylediği bazı sözler gerekse cezbeye gelerek dönmesi tamamen hâlî ve zevkîdir. Bunlar, onun duyup hissettiği hayret, dehşet, heyman ve kalak hâllerinden kaynaklanmaktadır. Uyanık bulunan bir insanın temkin ve teyakkuzla hareket etmesi esas olsa da, kendinden geçmiş sekr hâlindeki bir insanın söylediği söz ve ortaya koyduğu davranışlardan ötürü onun hakkında mülâhaza dairesi her zaman açık tutulmalıdır. Bu açıdan bize düşen Hazreti Mevlâna gibi büyük zatların hususiyetlerini nazar-ı itibara alarak, onların iltibasa açık bu gibi söz ve davranışlarına makul bir mahmil bulup onları izah etmektir.

Mesela Hazreti Mevlâna’nın en çok sorgulanan ve tenkit edilen ifadelerinden birisi; “Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir, yüz kere tevbeni bozmuş olsan da yine gel.” sözüdür. Bu söz aynıyla kendisine ait mi değil mi bilemiyoruz. Fakat bu söz onun olmasa bile, Hazreti Mevlâna’nın bu mefhum ve mazmunu aksettirici birçok sözü vardır. Onun bu sözünü tenkit edenler, zannediyorum maksat ve niyetini tam olarak bilemediklerinden dolayı tenkit ediyorlar. Kanaatimce böyle bir söz söylemede mahzur yoktur. Çünkü hayatı ve eserlerine bir bütün olarak bakıldığında, Hazreti Mevlâna’nın bu sözünün, “Ne olursan ol, gel, bizim dünyamızdaki güzellikleri keşfet ve kendi özünü bul.” mânâsında olduğu anlaşılır.

313