İçeriğe geç

Son bir husus olarak şunu ifade edeyim ki, gulûl sadece maddî değil, mânevî bir kısım hususlarda da ortaya çıkabilir. Mesela Üstad Hazretleri, bir yerde, bir taburun zaferine terettüp eden ganimetin o birliğin komutanına verilemeyeceğini, bunun ordunun bütün efradına taksim edilmesi gerektiğini, aynı şekilde zafere terettüp eden mânevî ganimet ve şerefin de komutana değil, bütün orduya ait olduğunu ifade eder.53 Bu açıdan bir heyetin ortaya koyduğu başarıları sahiplenmek de bir taraftan şirk, diğer taraftan gulûldür. Yani bir insanın, “benim plan ve projelerim, benim firaset ve düşüncelerim” diyerek milyonların cehd ve gayretiyle ortaya çıkan başarıları sahiplenmesi, “ben yaptım” mülâhazasıyla bu başarılara yöneltilen teveccühleri ve halkın itibarını galletmesi büyük bir tehlikedir. Hele onun bu sahiplenmesine binaen başkaları da onun yüzüne karşı, “Maşallah, Allah sizi başımızdan eksik etmesin. Allah size çok uzun ömürler ihsan eylesin. Allah size, daha nice zaferlere imza atma imkânı bahşeylesin!” gibi pohpohlamalarda bulunuyor; bunun üzerine o da bütün bunlara sahip çıkıyorsa, bu da ayrı bir saygısızlık ve terbiyesizliktir. Dolayısıyla hiç kimsenin milyonlarca insanın göbeğini çatlatırcasına ortaya koyduğu gayretlere terettüp eden semereyi sanki kendi yapmış gibi sahiplenmesi ve ona gösterilen teveccühleri hakkıymış gibi görerek kabul etmesi doğru değildir. Böyle bir tavır gulûldür, azim bir günahtır, emanete hıyanettir.

45 Âl-i İmrân sûresi, 3/161.

46 Bkz.: Buhârî, cihâd 189, hums 8; Müslim, îmân 182, cihâd 32.

47 Bkz.: es-Suyûtî, el-Hâvî 1/325; el-Halebî, es-Sîratü’l-Halebiyye 1/240.

48 Bkz.: es-Sa’lebî, el-Keşf ve’l-beyân 3/196; el-Beğavî, Meâlimü’t-tenzîl 1/366; ez-Zemahşerî, el-Keşşâf 1/461;

49 Buhârî, cihâd 89; Tirmizî, büyû’ 7; İbn Mâce, rühûn 1.

56