Bunun için ben 40-45 senelik arkadaşlarıma, “Sizin şahsî bir eviniz ve arabanız dahi olmasın!” demiştim. Ben o ölçüde hassas bir insan değilim. Fakat size bir hâlimi arz edeyim. Nice defa ellerimi açıp Rabbime şöyle yalvarmışımdır: “Allah’ım bahtına düştüm. Sana kurban olayım. Benim kardeşlerime dünyevî imkân verme.” Çünkü bir yerde onlarda az bir fazlalık görülse derler ki: “Demek ki bu, bir yerlerden bir şeyler alıyor.” Rabbime hamdolsun, şu anda onların her biri, bir yerde bir işçi olarak çalışıyor. Ve ben –yedi cihan şahit– bu durumdan hiç rahatsız değilim. Çalışsınlar ve çalışırken de o çalışmanın ağırlığı altında kalsınlar ve sonra da –Allah uzun ömür versin– bu hâl üzere vefat etsinler. Ben buna hiç üzülmem. Ben onların –Rabbim muhafaza buyursun– kirli bir şekilde ölüp gitmelerine, arkalarından dedikodu yapılmasına üzülürüm. Çünkü bu, milletimizin gönülden sahip çıktığı bir mefkûrenin itibar ve kredisini yeme demektir.
Muvaffakiyet Hırsızları