İçeriğe geç

Evet, Allah’a (celle celâluhu) yürekten bir bağlılık yoksa zor bulursunuz Kadir’i, Hızır’ı ve İsm-i A’zam’ı. Bunlar, ancak kendi gönlünüzde sıdk ve sadâkati yakaladığınız; ardına düştüğünüz şeyi, önce kendi gönlünüzde arayıp bulduğunuz zaman sır perdelerini açar size. İçinizde hazırcılık mülâhazası varsa; “Hemen bulayım, hemen diyeyim, hemen elde edeyim.” duygusuna bağlı iseniz daha çok beklemeniz gerekecektir.

Bu mevzuyu da şimdilik, bizim de ölçü olarak kabul ettiğimiz cümleyi bir kere daha tekrar ederek bitireyim: “Siz, Allah’ın isimleri içinde ism-i asğarı gösterin, ben de size İsm-i A’zam’ı göstereyim.”

“Salât u Selâm”a Dair

Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ne kadar salât u selâm okunsa azdır. En sonunda بِعَدَدِ عِلْمِكَ وَبِعَدَدِ مَعْلُومَاتِكَ denirse bu kuşatıcı olur. Zira, Cenâb-ı Hakk’ın ilmi her şeyi kuşatır. O’nun ilmi sayısınca demek her şeyi kapsayan bir keyfiyet olur. Ben böyle dedikten sonra içimden geçiyor ki, “Allahım! Ben bilmiyorum, başka büyük bir adet varsa onu öğret, onunla diyeyim.”

Efendimiz’in ismi zikredildiğinde salât u selâm getirmek vaciptir. Ancak, Cenâb-ı Hakk’ın ismi zikredildiğinde “celle celâluhu” demek vacip değildir. Zira O’nu hakkıyla zikretmek mümkün değildir. O’nu hakkıyla zikretmek bizi aşkın olduğundan, bu vacip görülmemiş. مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ“Seni hakkıyla zikremedik ey Mezkûr!” nebevî beyanı buna işaret eder. Ama Efendimiz’e –o her ne kadar gaye ölçüsünde bir vesile olsa da– salât u selâm eda edilebilir, buna gücümüz yeter.

64