Eskiden hak ve hakikate tercüman olmaya çalışanlar, içlerindeki muhasebe duygusunu canlı tutmak için, karşılaştıklarında birbirlerine, “Kaç insanın katilisin?” diye sorarlarmış. Yani, kaç insan senin atmosferine girdi de senin densizliğin yüzünden dinden uzaklaştı? Başkalarının katili olmamak için, öz beynimizi burnumuzdan kusmalı, bir yolunu yöntemini bulmalı asla usûl ve üslupta hata yapmamalı ve muhataplarımıza sunacağımız hakikatleri en imrendirici bir şekilde takdim etmeye çalışmalıyız.
Yarım Hekim Can, Yarım Âlim Din Götürür
Usûl ve üslup bilmeyen, Kur’ân’ın temel disiplinlerinden, Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mesajından habersiz olan, selef-i salihîni doğru okuyamayan bir insan ister postnişin, ister irşat makamında görünen bir mürşit, isterse etrafında insanların halkalandığı bir şeyh olsun, onun, her zaman değişik oyun ve aldatmalarıyla şeytanın güdümüne girmesi mümkündür. Şeytan, böyle bir kişiye bazen harikulâdeden bazı şeyler göstermek, bazen de kulağına bir kısım sesler fısıldamak suretiyle bir tane doğrunun yanında ona on tane yanlışı kabul ettirebilir ve farklı inhiraflara sürükleyebilir.