İçeriğe geç

Evet, Allah Teâlâ’nın, akıllarını başlarına almaları adına günah ve zulüm bataklıklarında çırpınan kullarına mühlet verdiğini, isyanlarında devam etmeleri durumunda ise onları derdest edip cezalandırdığını ifade etmiştik. Fakat biz, bardağı taşıran son damlanın hangisi olduğunu, işlenen günahların ne zaman gayretullaha dokunacağını ve zalimlerin ne zaman cezalandırılacağını bilemeyiz.

Bununla ilgili şöyle bir menkıbe anlatılır: Hac yolculuğu yapan bir kervanın önünü eşkıyalar keser ve kervandakilerin üzerlerindeki bütün kıymetli mallarını alırlar. Kervanın içinde ehlullahtan bir zat vardır. Yalnız olarak hac yolculuğuna çıkmış fakat sonra o da bu kervana katılmıştır. Eşkıyaların reisi onu emniyet ve güven vaat edici görünce doğru söyleyeceğini düşünerek yanına gider, “Başka kimsenin üzerinde bir malı kaldı mı?” diye sorar. O da, “Kervancı başının sırtında çok kıymetli bürümcük bir gömleği var.” der. Onlar, bunu da alırlar.

İyilik yapıp kervanına aldığı bir zatın böyle yapması kervancı başına çok dokunur ama hüsn-ü zan ettiği bu zata bir şey de demek istemez. Kısa bir müddet sonra devletin muhafızları eşkıyaların hepsini yakalar ve kimin nesi çalınmışsa gelip alması için etrafa haber salarlar. Kervandakiler de gider ve çalınan eşyalarını geri alırlar. O zaman kervancı başı bu zata niye gömleğini onlara haber verdiğini sorar. O da şöyle cevap verir: “Bu zalimlerin yaptıklarına baktım. Gayretullaha dokunmasına dört parmak kalmıştı. Zulümleri biraz daha artıp gayretullaha dokunması için böyle yaptım.” der.

Neticede bu bir menkıbedir. Menkıbelerin de aslından ziyade faslına, vermek istediği mesaja bakılır. Buradan anlıyoruz ki her şeyin bir gayretullaha dokunma kertesi vardır. Zulüm bir işlenir, iki işlenir, üç işlenir ve bir sınırdan sonra gayretullaha dokunur.

Gayretullah’ın Tecelli Keyfiyeti

246