İçeriğe geç

Avam, dilini tutarak samt-ı sûrîde bulunur; ârifler, dil ile beraber kalblerini de kontrol ederek, sükût murâkabesi yaşarlar; muhibler de, aşk u iştiyaklarını gizleyerek, bir vefa samtı ortaya koyarlar. Birinciler, sükûtları ile beyan sakatâtından kurtulmuş ve muhtemel ta’n u teşnîden korunmuş olurlar. İkinciler, sükûtun vaad ettiklerinin yanında tefekkür ve murâkabenin de vâridâtına mazhar olurlar. Üçüncüler, “Âşıkım dersin, belâ-i aşktan âh eyleme/Âh edip, ağyârı âhından âgâh eyleme.” fehvâsınca, samt içinde sırlarını korur ve derin bir vefa örneği sergilerler.

اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنْ عِبَادِكَ الْمُخْلِص۪ينَ الْمُخْلَص۪ينَ.
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ قُدْوَةِ الْمُخْلَص۪ينَ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِهِ الْمُحِبّ۪ينَ الْمَحْبُوب۪ينَ.
18