İçeriğe geç

“Âşığın sıdkı cansızlara da tesir eder; insanın kalbine müessir olması neden tuhaf sayılsın? Hz. Musa’nın sıdkı; dağa, asâya, hatta o muhteşem deryaya bile tesir etmişti. (Hz. Musa’nın, Tûr dağındaki tecellî esnasında asâsının yılan olduğu,8Benî İsrail’i Nil’den geçirirken onu deryaya çalınca, on iki yolun açıldığına işaret ediyor9ki, bunların hepsi Kur’ân âyetleriyle sabittir). Hz. Ahmed’in sıdkı ise Ay’ın cemaline, hatta o parlak Güneş’e tesir etmişti.”

Kur’ân, değişik âyetleriyle, gerçek mü’min olmayı, insanın söz ve davranışlarından iç âlemine kadar her hâl ve tavrını sıdka göre dizayn etmesine ve sadakat etrafında örgülemesine bağlamıştır. Ayrıca böyle bir tanzim ve düzenlemeyi de dünyevî mutluluk ve uhrevî saadetin esası saymıştır. İşte Beyan-ı Sıdk’tan birkaç pırlanta:

1. وَقُلْ رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ“De ki: Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmeye, çıkacağım yerden doğrulukla çıkmaya beni muvaffak eyle!..”10

2. وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِرِينَ“Bana sonrakiler içinde bir lisan-ı sıdk (ve bir yâd-ı cemil) lütfeyle!”11

3. وَبَشِّرِ الَّذِينَ أٰمَنُۤوا أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْ“İman edenleri Rabbileri nezdinde kadem-i sıdk (ve hüsn-ü istikbal) ile müjdele!”12

4. إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍ۝فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَلِيكٍ مُقْتَدِرٍ“Şüphesiz müttakîler, Cennet bahçelerinde ve ırmaklar başında, O gücü her şeye yeten Sultanlar Sultanı’nın nezdinde sıdk oturağı (ve otağı)ndadırlar…”13

Evet, müdhal-i sıdk, muhrac-i sıdk, lisan-ı sıdk, kadem-i sıdk, mak’ad-ı sıdk unvanıyla dünyadan ta ukbâya uzanan bir çizgide, hem uzun bir yola hem yol azığına hem de neticeye işaret buyrulmuştur.

119